Yazar, Kitabı Mukaddes 11. Bölüm’deki Babil’in öyküsü ile başlar. Tufandan sonra sağ kalanlar sular çekildikten sonra Ağrı Dağı’nın doğusuna Şinar topraklarına yerleşirler. Nuh’un torunu Nemrud, Tanrı’nın krallığını ele geçirme ihtirasına kapılır ve tebaasına “Hadi harç karalım ve gökyüzüne yükselen bir kule yapalım” der. Tanrı buna çok kızar, yeryüzüne meleklerini gönderir ve onlara der ki “Dillerini öyle bir karıştırın ki, birbirlerini anlamasınlar.” İşte o günden sonra hiç kimse birbirini anlamamış ve çatışmalar başlamış.

Her okur belli bir kitaba bir miktar ölümsüzlük getirmek için vardır. Okuma bir bakıma yeniden doğum ritüelidir.”

MÖ 3. yüzyılda kurulan İskenderiye Kütüphanesi’nin tek amacı kitapları ve belgeleri bir araya getirmek değildi. Burası okurların ve yazarların atölyesi de olmalıydı; böyle de oldu. Kütüphaneden geçen her bilgin okuyarak, araştırarak notlar aldı ve bunları gelecek nesillerin okuması için raflara bıraktı.

İşte böyle başlar kütüphanelerin öyküsü. Her okur altını çizdiği satırları, sayfanın kenarına yazdığı notları bir başkasına bırakır; bulması ve okuması için. Zaman içinde değişen baskıları ile raflara yerleşen her kitap fark edilmeyi bekler, sessizce.

Kayıplarımızın sorumlusu teknolojilerimiz değil yalnızca bizleriz, hatırlama yerine unutmayı seçmemizin tek suçlusu biziz. Ne var ki yaptığımız kötü seçimlere bahane bulma ve sebepler üretme konusunda ustayızdır.”

Kimi zaman fethedilen ülkenin geçmişle bağını koparmak için yıkıldı kütüphaneler. Kimi zamansa halkın bilinçlenmesini önlemek için meydanlarda ateşe verildi kitaplar.

Kimi zaman eşek sırtında yeşil heybelerle kırsal bölgelere kitap taşındı. Kimi zamansa gemilerle yeni yerlere, yeni ülkelere taşındı kütüphaneler.

Kimi zaman gösteriş olsun diye görkemli bir salonu süsledi kitaplar. Kimi zamansa küçücük evlere kocaman dünyalar getirdi.

Hatıranızda kalandan başka her kütüphane kaybolur. Sayfalar eksilmesin diye zihninizde yeniden, hem de defalarca okumak zorunda kaldıklarınız bile.”  Rachel Korn

Bugün internet ağı sayesinde kütüphane arşivlerini tarayıp aradığımız bir kitaba çok çabuk ulaşabiliyoruz. Kitabevine gitmeden sipariş verebiliyor, kitap özetlerine ve yazarla ilgili bilgilere ulaşabiliyoruz. Bu teknolojik değişimlerin kitaba olan ilgiyi azalttığını düşünüyorum. Ve ne yazık ki kütüphaneler çoğunlukla ders çalışma yeri olarak kullanılıyor.

Saat 23:00, kitaplarla bulaşma saati. Sözcükler birleşmeye, sayfalar ciltlenmeye devam ettikçe ve okurlar vazgeçmediği sürece kütüphaneler varlığını devam ettirecektir. Tıpkı 17. yüzyıl başlarında şair Francisco de Quevedo’nun İskenderiye Kütüphanesi’ne ithafen söylediği gibi:

Toz olacak, ama sevdalı bir toz.”

Geceleyin Kütüphane

Alberto Manguel

Çeviri: Dilek Şendil

Yapı Kredi Yayınları