?Toplumda farklılıkların yok olması ve insanların birbirini taklit etmesi toplu şiddet eylemlerinin habercisidir. Şiddeti önlemek mümkün değilse tek çözüm bunalımın ya da felaketin ardında bir suçlu aramak ve şiddeti ona yöneltmektir??

Kitap, 14. yüzyıl şairlerinden Guillaume de Machaut?nun ?Veba salgını ve Yahudi kıyımını? anlattığı şiiriyle başlar. Veba salgını ile yüzleşmek istemeyen Ortaçağ toplulukları korkularını da alıp köşelerine çekildiler. Kıyım metni ile başlayan eser, kendilerini yargıç gören toplumların kurban arayışını anlatır.

Yaşamın her döneminde gerçek nedenler aranmaksızın geçerli olan kural, ?farklılıkların? silinmesiyle kendini açıklayan toplumsal düzen kıyımıdır. Kişisel egolarını bastıran birey, kendini eleştirmek yerine oklarını en yakınındaki kişi ya da kişilere yöneltir.

?Seyirciyi kandırmak istiyorsanız, kandırmaya çalıştığınızı hiç belli etmemeniz gerekir.?

Sophokles?in kaleminde canlanan Kral Oidipus?un terk edilmiş çocukluğu, yabancılığı, nevzuhurluğu, sakatlığı ve kral olma hali onu kaçınılmaz sona, şiddete yöneltir. Hayal gücünün ürünü mitolojik canavarlar istikrarlı biçimler halinde billurlaşırlar.

?Tanrı Kronos tüm çocuklarını yer ve annesi Rhea?nın fark ettirmeden sakladığı son oğlu Zeus?u aramaya çıkar. Yırtıcı savaşçılar olan Kuretalar, bebeğin etrafında daire oluşturarak bebeği saklarlar. Korku içindeki küçük Zeus?un attığı çığlıklar bulunduğu yeri babasına belli edecek güçtedir.?

Bu mitteki günahsız bir bedene yönelen şiddet eylemi, kurbanın çevresinde oluşan iyilik ve kötülük çarpışmasından başka ne olabilir?

Kocakarı masalları olarak görülen bu mitolojik öykülerin içerisinde evrensel gerçeklikler de gizlidir. Geçmişin sandalına gizlenen günah keçisi zaman içerisinde kendini değiştirerek, su yüzeyindeki seyrini devam ettirir. Zeus?u kurtaran çığlıklar günümüzde hâlâ duyulmaktadır. Farklılıkları yok etmeye çalışan linç eylemleri hem sözel hem de biçimsel ilerleyişi sürdürmektedir.

?Şeytanın tüm kusurları arasında en belirginin haset ve kıskançlık olması da tesadüf değildir.?

Eski ve Yeni Ahitleri de irdeleyen yazar, mimetizmin akıntısına kapılmış öznenin kendini kaybedip, şiddete yönelmesini dile getirir. Kenara itilmenin, dışlanmanın içte yarattığı ruhsal bozukluğun dışa yansıyan biçimidir öfke. İçte kopan fırtınaları bastırmanın en iyi yolu da bir günah keçisi bulup, hesabı ona kesmektir. Yazara göre ?Günah Keçisi?, arkaik toplumların mimetik arzularının oluşturduğu kolektif bir mekanizmadır.

?Kurban kurgusu? üzerine yazılan bu eserin bazı bölümlerinde yazarla hemfikirken bazı bölümlerinde ise karşı karşıya geldik. Detaylı ve abartılı işlenen Ortaçağ mitleri ve cadı avları bölümleri ve bu bölümler arasındaki geçişler arasındaki kopukluklar okuyucuyu konudan uzaklaştırıyor.

1923 doğumlu olan René Gerard, Fransız antropolog, filozof ve sosyal bilimcidir. Ondan fazla dile çevrilen yapıtları, sosyal bilimler kitaplığının klasikleri arasında yer almaktadır. Gerard?ın tezlerini tartışmak üzere oluşturulan ?Şiddet ve Din? platformu da farklı Avrupa ülkelerinde çalışmalarına devam etmektedir.

Her şeyi hızla kirletiyoruz, ilişkileri ve yaşamı. Yazık ki hesabın günah keçilerine kesildiği bir çağdayız.

?Öyle bir saat geliyor ki, sizi öldüren herkes Tanrı?ya hizmet ettiğini sanacak.?

Günah Keçisi

Rene Girard

Çeviren: Işık Ergüden

Kanat Yayınları