Klasik çocuk kitapları; sonu hep bilinse ya da tahmin edilse dahi asla okumaktan, dinlemekten ve konu aldığı filmleri izlemekten birçoğumuzun geri duramadığı o nostaljik öyküler.

Adeta ortak bir lisan gibi tüm dünyada konuşulabilen “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler”,”Kurbağa Prens”,”Rapunzel”, “Uyuyan Güzel” ve favorim olan “Külkedisi” yani nam-ı diğer “Sindrella”.

Külkedisi, öyle bahtsızdır ki tam mutluluğu bulduğu düşünülen anda bile kendisini görünce tanıyamayıp elinde tuttuğu ayakkabının yardımıyla bulabilen bir prens, onun sonsuz mutluluğu olur. Artık kötü kalpli üvey anne ve kardeşler yoktur, muhteşem prens ve onunla gelen bolluk vardır.

Tüm masallar bana çoğu kez sanki biraz yarım, sona ermemiş gibi görünür. Aslında hayat, mutlu son denilen 40 gün 40 gece düğünden sonra başlamaz mı?

Tam masalda güzel şeyler olmaya başlar ve en heyecanlı yerde biter yani mutlu insanı gözlemleyebileceğimiz anda.

Nasıl mutlu olmuşlar? Onca zaman artık başlarına hiç mi bir talihsizlik gelmemiş? Geldiyse nasıl aşmışlar? Sadece birlikte olmaları yetmiş mi? Artık kötüler tamamen saf dışı mı olmuş?

Dahası sadece kötü olaylar silsilesi mi masal olabiliyor hayat mutlu bir rutinin içine girince dinlemeye değer olmuyor mu? Mutlu sonları bu kadar severken mutlu giriş ve gelişmeler nasıl bir etki bırakır acaba bünyede?

Genelde biz günümüz “modern” insanları sürekli bir amaç ve hayatın anlamını arama çabasındayız. Mutlu nasıl olunur onun peşindeyiz adeta.

Fakat masalların dünyasında bize küçükten beri sunduğu çözüm hep bir prens 🙂 ya da prenses :). Bilinçli olarak “aşk” sözcüğünü kullanmadım.

Düşünün çoğu kez bilinçsiz bir şekilde öylece baygın yatarken kendisini öpüp uyandıran ilk insana görür görmez aşık olup ve hayatın tam anlamıyla değişmesi hali; aşk mı bu? Ya da ormandaki bir kurbağa mı mutluluğa açılan kapımız? Ve ya kral babasının koyduğu sınavları geçen kişiyle evlenen prenses, hapsedildiği kulede saçına tutunarak tırmanmaktan bir an için çekinmeyen o kibar centilmene! Duyulan duygumu aşk.

Tema üç aşağı beş yukarı aynı. Çocuklara küçüklüklerinden beri verdiğimiz mesajların ne kadar önemli olduğu ortada her ne kadar peri masalları şu an dahi keyifle takip edebildiğim eserler olsa da acaba günümüz çocukları bu masallarla daha ne kadar haşır neşir olacak diye de düşünmeden edemiyorum. Acaba çocukların hayal dünyasına, düşünce kalıplarına sunulabilecek en güzel en uygun masal örnekleri daha farklı nasıl olabilir ya da en uygun hali bu mu?

Yorumu sizlere bırakıyorum…