New York Üçlemesi, Leviathan, Görünmeyen gibi efsanevi kitapların yazarı Paul Auster?ın kendi yaşamöyküsünü kaleme aldığını duyar duymaz kitapçıya koşup aldım Kış Günlüğü?nü.

Söz konusu olan Paul Auster olduğunda ?yıl bin dokuz yüz bilmem kaç? diye başlayan standart bir otobiyografik anlatı beklemek saflık olurdu.  İlk cümle itibariyle yanılmadığımı anladım. Kendini 2. tekil şahıs yapan, kitap boyunca kendiyle konuşan, kavga eden, anlayan, takdir eden, tokat atan, başını okşayan Auster, bütün çıplaklığıyla karşımda duruyordu.

Auster?ın kendi cümlesiyle ?Belki de şimdi hikâyelerini bir yana bırakıp hayatının anımsadığın ilk gününden bugüne kadar bu bedenin içinde yaşamanın nasıl bir duygu olduğunu incelemeye çalışsan iyi olur. Bir duygusal veriler katalogu. Soluk almanın fenomenolojisi denebilecek bir çalışma.?

Sahici, sürükleyici, hayranlık uyandıran, güldüren, gözleri dolduran, elinize aldığınız an itibariyle kahve molası dahi vermeden geceyi sabah kavuşturan bir anı roman Kış Günlüğü. Auster?ın sokaktaki adamın hikâyesini nasıl bu kadar anlamlı kıldığını anlamak için bir ipucu.

Kış Günlüğü

Paul Auster

Çeviren: Seçkin Selvi

Can Yayınları