Hayatınızda meydana gelen bazı küçük şeylerin o andan sonraki yaşantınızı tamamen değiştirdiğine tanık oldunuz mu hiç? ?Her gün o otobüse binerim, hiç kaçırmam, ama o gün uyuyakaldım, otobüsü kaçırdım ve otobüs kaza yaptı? gibi şeyler mesela. Kaza olasılığı en düşük ulaşım yollarından olan hava yolu taşımacılığında bunların örneğini çok görürüz aslında. Bir yerde bir uçak kazası olur, haber kanalları hemen gidip o uçağa bileti olan, ama bir şekilde binemeyen yolcuları bulur çıkarır televizyonlara. Neden bu böyledir peki? Yani karar vermek için ya da öyle olması için efor bile sarf etmediğimiz o küçük anlar neden hayatımızı bazen kökten etkiler?

Paul Auster, Kırmızı Defter?inde kendisinin ya da yakınlarının başına gelen ve geleceği kökten etkileyebilecek nitelikte küçük olayları anlatıyor. Evinde kırılan bir vazonun camlarını söylene söylene temizlerken merdivenlerden düştüğünü gördüğü kızını kurtarması ya da çocukken katıldığı bir gençlik kampında bir sıra geride yürümeyi tercih etmesi ve önündeki arkadaşına yıldırım çarpması ve sonucunda ölmesi? Sekiz yaşındayken hayranı olduğu beyzbol oyuncusuyla karşılaşması, ama etrafındaki hiç kimsede kalem olmadığı için imzasını alamaması; o günden sonra yanından kalemi hiç eksik etmemesi ve ?Cebinde bir kalem varsa, büyük olasılıkla bir gün onu kullanmaya başlamak gelecektir içinden? diyerek yazar olması? Bunlar gibi, aslında tesadüf deyip geçebileceğimiz, ama sonrasında düşündüğümüzde gizli bir güç tarafından öyle tasarlandığına karar verdiğimiz anları yazmış Auster.

Okuduğum ilk Auster kitabıydı, ama sanırım bu da aynen kitapta yazan öyküler gibi tesadüf değil. Hayatımın bu anında bu kitabı okumam gerekiyordu demek ki. Zira kendi hayatımda yakın zamanda Kırmızı Defter?de yazanlara benzer bir olay yaşadım. Uzun zamandır görüşmediğim arkadaşlarımla bir akşam iş çıkışı buluşalım, diye kararlaştırmıştık da hangi gün olacağına karar verememiştik. Çarşamba mı perşembe mi olsun kararsızlığını bir süre yaşadıktan sonra ilk başta perşembeye karar vermişken, son anda benim seçimimle çarşambada karar kıldık. Benim işyerime yakın bir alışveriş merkezinde buluşacaktık, haliyle en erken ben vardım ve arkadaşlarımı beklemeye başladım. Sırtım gelip geçen insanlara dönük bir şekilde broşürleri incelerken önümdeki merdivenlerden inmekte olan bir çifte takıldı gözüm. Çiftten kız olanı, işyerinden birlikte birçok kez aktivite yaptığımız, 3 ay önceki doğum günüme katılmış ve hatta bana hediye almış yani ?yakın? diye tabir edebileceğim biriydi. Erkek ise bir hafta önce boşandığım, o günün sabahı da mahkemeden birlikte tebligat aldığım eski eşimdi ve o ikisi el eleydi. Kısa bir an ne yapacağımı bilemedim, yaşadığım şokun etkisiyle olsa gerek. Sonrasında arkadaşlarım geldi, beni toparladılar, götürdüler bir yere. Şimdi düşünüyorum da, gizli bir güç önce bizim çarşamba günü buluşmamızı sağlamış, sonrasında da benim o köşede sırtım dönük beklememi istemiş. Yani kısacası onları öyle görmemi istemiş; sebebini o güne kadar bilmediğim ayrılığın ardından daha fazla üzülmemem, daha fazla kendimi suçlamamam için. Gerçekten de o andan sonra o defteri gönül rahatlığıyla kapattım, şimdi geçmişe bakmadan rahatlıkla geleceğe doğru yürüyebiliyorum.

Kendi başımdan geçen bu trajik olayı bu kadar anlatmamın sebebi Auster?ın Kırmızı Defter?inde kendinizden birçok şey bulabileceğinizi anlatmak istemem. Neticede hayat böyle küçük dokunuşlarla dengede devam ediyor bence. O an için önemsizce üzerinde düşünülmeden verilen kararlar hayatımızın gidişatını değiştiriveriyor ve biz bunun ayırdına her şey olup bittikten sonra varabiliyoruz.

Kırmızı Defter

Paul Auster

Çeviren: İlknur Özdemir

Can Yayınları