Büyük bir korku dağlarda kol gezer. Büyük bir korku, küçük bir çocuğun yüreğinden bütün yüreklere işler.

Büyük bir savaş bitmiştir, ya da insanlık için gerçek savaş yeni başlamaktadır. Savaştan yeni çıkmış Anadolu halkları yaşamak için, var olmak için, tüm kaybettiklerinin üstüne yeni bir hayat kurmak için savaşmaktadır. İnsanlık için gerçek savaş, yaşam savaşı başlamıştır. Burada dost düşmanı birbirinden ayırmak daha da sordur. İnsanın elinde silah olan düşmanla savaşması kolaydır, ama koynunda beslediği, evine aldığı belki de kendi bencilliğiyle beslediği düşmanı alt etmesi çok daha zordur.

İşte bu savaş sonrasının karmaşası içinde dağlarda yerinden yurdundan olmuş, kimliklerini yitirmiş insanlar yeni bir hayat kurmak için çabalamaktadır. Dağlarda kartallar, akbabalar, yılanlar kol gezmektedir. Korku, açlık, ölüm kol kola gezmektedir. İnsan kim dost kim düşman bilememektedir. Bunların içinde bir çocuk korkulu yüreğiyle dağları beklemektedir. Nedenini bilmediği binlerce korkunun içinde yaşamak için mücadele etmektedir.

Çocukların gece oynadığı bir saklambaç oyunuyla başlıyor roman. Tam da bu oyundaki gibi karanlıkta bir birini, kendini, geçmişini, geleceğini arayan insanların öyküsünü anlatıyor. Bizi alıp bir çocuğun korkuyla atan kalbinin içine yerleştiriyor. Bir destanın olağanüstü öykülerinin kahramanı yapıyor. Kimi zaman bir kartal olup dağlarda süzülüyoruz, kimi zaman korkumuzdan yorganı başımıza çekiyoruz.  Kimi zaman umutlu, kimi zaman aç yatıyorsunuz. Ülkemizin her köşesinde binlerce kez yaşanan ve hala yaşayan binlerce insanın yaşamının içine dalıyorsunuz, hem de hiç düşünmeden; kurduyla, kuşuyla, akrebi, yılanı, köpeğiyle yüreğinizin değmediği hiçbir zerre kalmamacasına.

Kimsecik, üç ayrı roman: Yağmurcuk Kuşu, Kale Kapısı, Kanın Sesi. Bir büyük destan, bu topraklarda yaşanan. Kimsecik,  bu toprakların gerçek kimliğinin öyküsü.

Kimsecik (1, 2, 3)

Yaşar Kemal

Yapı Kredi Yayınları