Milan Kundera’nın ilk defa bir kitabını okuyorum. Aslında kitabın güçlü bir kadın ve kendisinden on dört yaş küçük sevgilisi arasındaki aşkı konu edindiğini okuduğumda biraz önyargıyla yaklaşmıştım. Fakat kitabı okudukça basit bir aşk kitabından daha fazlası olduğunu gördüm.

Kahramanlarımızdan Chantal artık erkeklerin kendisini beğenmediğinden yakınırken posta kutusuna bir gün gizemli bir mektup gelir, fakat bunu sevgilisi Jean-Marc’tan saklar. Bu olaydan sonra ise ikisi de aralarındaki bağı ve sevgiyi sorgulamaya başlamışlardır. Güven duygusu yerini artık kuşkuya bırakır. Jean-Marc ve Chantal’ın hayata, aşka, başarıya, tutkulara dair diyalogları da kitaba kendinizi kaptırabilmeniz için bir başka neden.

Kitapta beğenip altını çizdiğim yerler ise şunlar;

“Tutkuların yoksa, başarılı olma, tanınma açlığı duymuyorsan, uçurumun kenarında oturuyorsun demektir.”

“Özlem mi? Karşısında oturduğuna göre, ona nasıl özlem duyabilirdi ki? İnsan var olan birinin yokluğundan nasıl acı duyabilir?”

“Yaşamın anlamı, insanlar için bir soru işareti değildi, yaşam onlarla birlikteydi, tüm doğallığıyla, işliklerinde, tarlalarındaydı. Her meslek, kendine özgü düşünce tarzını, kendine özgü varoluş biçimini yaratmıştı. Bir doktor, bir çiftçiden başka bir biçimde düşünüyordu, bir askerin davranışı, bir köy öğretmeninin davranışına benzemiyordu. Oysa bugün, hepimiz birbirimizin benzeriyiz; işimize karşı gösterdiğimiz ortak ilgisizlik bizi birbirimize bağlıyor. Bu ilgisizlik bir tutku haline geldi. Çağımızın tek büyük, kolektif tutkusu.”

Milan Kundera sade üslubuyla insan ruhunun derinlerine inmeyi başarıyor. Farklı ve anlamlı bir kitap bence… İyi okumalar. 🙂

Kimlik

Milan Kundera

Çeviren: Aykut Derman

Can Yayınları