Sevgililer gününü birlikte kutlamak için, aslında hiç gelmeyeceğini bildiğiniz sevgilinizi heyecanla beklerken geçmişinizdeki sevgililerinizle hesaplaşır mısınız?

Özellikle siz, erkekler…

Bu oyunda hesaplaşılıyor.

Şimdiye kadar sayısız sevgilisi olmuş, kimini terk etmiş, kiminden ise terk edilmiş, bugünü veya yarını belli olmayan, kısacası feleğin çemberinden geçmiş bir adam.

Diğerlerinden pek de farklı yerde tutmadığı, fakat farklı yerde tutuyor diye sadece kendini kandırdığı sevgilisi tarafından tam da sevgililer gününde terk edildiğini anladığı halde ümitle beklemeye devam ediyor.

Sevgilisinin, aynı zamanda kendisinin son şansı olduğunu, bir daha asla onun gibi birini bulamayacağını biliyor çünkü.

Gelmeyeceğini zor da olsa kabullendikten sonra paranoyalara başlıyor.

Paranoyalardan sonra suçlamalarla devam ediyor.

Suçlarken ise geçmiş ilişkilerine doğru yolculuğa çıkıyor.

Önce sevgililerini suçlayıp karalıyor, ilişkilerindeki hataları onlarda buluyor, ayrılmalarına onların sebep olduğunu yineliyor her seferinde.

Daha sonra kabullenme evresi başlıyor ve bütün ilişkilerinin sonlanmasına sebebin aslında kendisi olduğu, bilinçaltından yeryüzüne çıkıp birer tokat gibi çarpıyor adama.

En sonunda “Çok kadın, hiç kadındır aslında.” diyor.

İstanbul Devlet Tiyatroları’nda tek perde olarak sergilenen bu tek kişilik oyunda Kürşat Alnıaçık, özel hayatında iflas etmiş bir adamı muhteşem bir oyunculukla sunuyor biz seyircilerine.

Performansına ve oyuna ayrı ayrı âşık olacağımızdan ve bir kere daha izlemek isteyeceğimizden emin olarak…

İstanbul Devlet Tiyatrosu

Yazan: Cezmi Ersöz

Yöneten: Serap Eyüboğlu

Oynayan: Kürşat Alnıaçık