Okuduğum kitapların içinde onların ruhunu ortaya çıkaran bir metin, bir cümle var olduğunu düşünürüm. Yazar ne kadar kendini gizlemeye çalışırsa çalışsın, ne kadar karakterlerin, olayların arkasına saklanırsa saklansın kendini ele verir bir yerde? İşte bu, yazarı bu öyküyü anlatmaya iten derim. Tabii bu sadece bir oyun bence, yazarın yaratım öncesi karmaşık ruh hâlini bilmek ve çözmek oldukça zor.

?Kendimi geceye ve içimin derin uçurumlarına bıraktım.? diyor Yekta Kopan, Kediler Güzel Uyanır adlı öykü kitabının  ???? İçin? adlı öyküsünde. İşte burada yazar, bizimle birlikte yaşıyor; gece ve içimizdeki derin uçurumlar?  İçimizde hayatın açtığı derin uçurumlara girmeye çalışıyor, gecenin yalnızlığı ve sessizliğinden yararlanarak. Sanki biz uyurken gelip bizimle konuşuyor; rüyalarımıza giriyor, yaşantımızı öğreniyor, hayallerimizi, hayal kırıklıklarımızı teker teker ele geçiriyor. Sonra hayatımıza dönüp yaşadığımız o anların teker teker resimlerini çizip bize sunuyor. Resimlere tekrar tekrar bakıp bizlerle konuşuyor; kimi yarım kalan bir aşkı, kimi söylenememiş bir sözü, kimi hiç çıkılamayan bir yolculuğu, her gün önünden geçip görmediklerimizi, unutup değerini bilmediklerimizi anlatıyor.

?Her cellat önce kendisinin katilidir? diyor bir yerde. Yok olan her şeyde biraz da bizim olduğumuzu, kaybettiklerimizle kendimizi de yok ettiğimizi duyuruyor bize. Sanki aynada kendimizle konuşur gibi kendiliğinden dökülüyor sözcükler. Bazen bir oyuna dönüşüyor, tıpkı hayat gibi? Kendimizle oynadığımız oyunları hatırlatıyor bize.  Hayatın gerçekliği dışında sığınacak bir yer arayışımızı, belki de acılarla savaşmanın bir yolunu anlatıyor.

Kendisi de katılıyor bu oyunlara, yeni denemeler yapıyor. Tek tek kelimeleri diziyor ve bir öyküye ulaşıyor. Şiire teslim ediyor bazen kendini? Bazen de susuyor, çaresiz birçok insanın yaptığı gibi.

Keşke diyor, ?Keşke bilseydik filler gibi ne zaman öleceğimizi.?

Kediler Güzel Uyanır

Yekta Kopan

Can Yayınları