Aslında akıl, insana bahşedilmiş en muhteşem ama o derecede de yalın bir melekedir. İnsanlar aklın bizi yönlendirdiğini zanneder. Hakikatte ise aklı yönlendiren bir olumlu, bir de olumsuz müteharrik vardır: gönül ve nefs. Aklımız gönlümüzün önüne düşünce insan kendi yaratılışına uygun şeyler üretir, nefsin önüne düşünce sapkınlık başlar. Bu dengeyi kurma noktasında insana irade gücü verilmiştir.

Katre-i Matem? Adı ve kapağı bir aşk romanı diye düşündürdü bana kitabı ilk elime aldığımda. Ne de olsa İskender Pala, kaleminden hep aşk akan bir yazardı.

Katre-i Matem, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Âşık olduğu kadını, evliliklerinin ilk gecesinde bir cinayete kurban veren ve bu cinayetin katili olmakla suçlanan Şahin?in, katilleri bulma mücadelesiyle başlayan roman, sayfalar ilerledikçe okuru Lale Devri?ne ve o dönemin İstanbul?una götürüyor. Romana konu olan olayların geçtiği Lale Devri?nin sosyo-ekonomik durumuna ilişkin anlatımların ve Patrona Halil isyanına kadar uzanan toplumsal gerginliğin izlerini satır aralarında rahatça sezebiliyorsunuz. Olaylar bir trenin vagonları gibi silsile içinde, soluksuz? Ayrıca gerçeklik ve yaşanmışlık duygusu ağır basan sağlam bir kurguya sahip. Konunun akışı ve romanın bir cinayet romanı olması sebebi ile yarattığı gerilim henüz girişte bağlıyor sizi ve merak kamçısıyla kovalayıp acaba ne oldu, ne oldu diye sora sora kitabın sonunu getirtiyor.

Evet, bu bir polisiye romanı ve içinde cinayetler, isyanlar da olsa işin özü dönüp dolaşıp ?aşk?a düğümleniyor. Karakterlerden iki önemli kişinin karşı cinse duydukları derin aşk ve Hafız Çelebi?nin de lalelere duyduğu aşk ile kitap satır satır cümle cümle aşk kokuyor. Özellikle bu aşklara ilişkin derkenarlar ise ayrıca bir yerde toplanıp zenginleştirilerek güzel bir aşk derlemesi sunabilecek güzellikte.

Sonuç olarak, İskender Pala okumayı sevenlerin, tarih sevenlerin, tarihi roman ve polisiye roman sevenlerin keyifle okuyacağı bir eser Katre-i Matem.

Katre-i Matem

İskender Pala

Kapı Yayınları