Katherine Mansfield’in İş Bankası Yayınları’ndan “Katıksız Mutluluk” adıyla çıkan bütün öyküleri, tek kelime ile büyüleyici.  Öykülerdeki anlatım, yüksek dağlardan gürül gürül akan bir çağlayanın görkemi ile eşdeğer. Satırlar arasına serpiştirilmiş çiçek isimlerinden olsa gerek, okunan her öyküden adeta mis gibi kokular yayılmakta etrafa. Sanki yaşamın katıksız güzelliğini göstermek için çırpınır bu öyküler.

Ancak hikâyelerin görkemli anlatısı içine gizlenen, hayatın ve insanların karanlık yüzü, ancak son cümlelerde belli eder kendini. Acımasızca… Mansfield öykülerinin sonunda okur, hep bir hayal kırıklığı yaşar; inandığı karakterler onu yüz üstü bırakır.

Kumru Yuvası’ndaki “Bir Fincan Çay” öyküsü bu açıdan mükemmeldir.  Zengin bir kadın olan Rosemary,  soğuk bir kış günü sokak ortasında tir tir titreyerek kendisinden bir fincan çay isteyen kızı evine götürür; besler, temizler ve ısıtır. Ona sonsuza kadar yardım etmeye yemin eder. Rosemary’nin şefkati içinizi insanlığa dair büyük bir iyimserlikle doldurur. Oysa kocasının laf arasında çok güzel olduğunu söylemesi üzerine kızı hemen evden gönderir. İyimserliğiniz içinizi acıtan büyük bir hayal kırıklığına dönüşür.

İnsanların bencilliği ve fırsatçılığı, biricik sandığınız bir aşkın bayağılığı “Açığa Vurma”,  “Küçük Dadı”, “Dereotu Turşusu” ve “Parker Ana’nın Acısı” gibi öykülerde bir tokat gibi iner yüzünüze. Belki de tüm karmaşıklığı ile kadim bir insanlık durumunu anlatmaya çalışır Mansfield. Okumadan bilemeyiz…

Katıksız Mutluluk

Katherine Mansfield

Çeviren: Oya Dalgıç

İş Bankası Yayınları