Kara İstanbul, benim gibi polisiyeyaşarlar (uyduruverdim, kahramanla özdeşleşen deli manasında) için biçilmiş kaftan. On altı yazardan, İstanbul’un değişik yerlerinde geçen on altı öykü. Tanıdık yazarlara da rastladım, yeni yazarlar da keşfettim. Kitabı bitirmiş değilim, bitmesin diye dolmuşta birer birer okuyorum öyküleri, hatta bazen yarımşar.

Bu kadar birbirine benzemeyen katili bir arada bulmanız zor. Her öyküde hayrete düşüyorum, ilk kez polisiye okuyan bir çömezim sanki.

Feryal Tilmaç’ın Lodoskop’una “Ne kadar naif” derken birden elektroşoka giriyorum. Algan Sezgintüredi’ye “Bizim Algan” yanılgısıyla yaklaşırken başka biri olduğunu anlıyorum. “Tanıdığın yazar, o bildiğin yazar” önyargısı yıkılıveriyor. Vay be, daha neler varmış bu adamda! Katilin Şeyi, Katilin Meselesi ve Katilin Uşağı nerede, Cennet Buralarda Bir Yerde nerede? Bilen varsa söylesin.

Böylece bütün kitaplarını okumak istediğim bir sürü yazarım daha oldu. Her birini, her öyküyü ayrı ayrı anlatmak lazım da, yerim dar. Okuryatarlıkla olmayacak bu iş, okurkoşar olmak lazım.

Şaire sormuşlar, “En büyük üzüntün ne?” diye, “Ömrüm okumak istediğim kitaplara yetmeyecek” demiş. Bunu da uydurdum. (Okuryatarlığın hayal âlemine sürükleme etkisi…)

Kara İstanbul

Kolektif

Editörler: Amy Spangler, Mustafa Ziyalan

Everest Yayınları