?Dünya Tarihi?nden Akdeniz Tarihi?ni çıkarırsanız, geriye çok az şey kalır. Akdeniz Tarihi?nden Doğu Ege Kıyıları?nın Tarihi?ni çıkarırsanız, geriye hiçbir şey kalmaz.?

Sözlerimin iddialı olduğunu düşünebilirsiniz ve eğer düşünceleriniz konusundaki bu öngörüm haklılık payı içeriyorsa ben de yazdığım ilk cümlelerin fazla abartılı olduğuna dair görüşünüze içtenlikle katıldığımı belirtmek isterim. Bu çelişkili ifadelerin nedeni, Akdenizli oluşum ve doğduğum topraklara gönülden bağlılığımdır diye duygusal ve öznel bir açıklamayla konuyu bağlayabilirim ancak işin aslı bu kadar basit değil.

Tarih, yalnızca Tarih değildir!

Tarih, içerdiği bilginin doğası gereği, ideolojik çekişmelerin arenası haline gelmiş, sosyolojik operasyonların aleti olan, son derece güçlü bir propaganda aracıdır. Egemen güçler tarafından yazılır, gereğinde sivrilikleri törpülenir, künt yanları keskinleştirilir, aralardaki boşluklar uygun malzemelerle doldurularak manipüle edilir.

Günümüz Dünya?sı, Akdeniz?den beslenmiş olan Avrupa Medeniyeti?nin sosyoekonomik hegemonyası nedeniyle Akdeniz Tarihi ve kültürü ile neredeyse yoğrulmuş, sarılıp sarmalanmıştır. Günün birinde bir eksen kayması yaşanır ve ekonomik erk Uzak Doğu?ya göç ederse belki bundan birkaç yüzyıl sonra, örneğin Çin kültürü (aslında çok heterojen bir ülke olması nedeniyle bütünlük arz etmemekle birlikte) yaygın ortak kültür haline gelebilir. Aslına bakarsanız, tarihin retrospektif yapısı gereği böyle fütüristik varsayımlarda bulunmak yersiz ve boş olup bu küçük makalenin de konusu dışında. Gerçek konumuz, Martin Bernal ve sıra dışı kitabı Kara Atena.

Martin Bernal, işte böyle bir çekişmenin içerisinde egemen-muhafazakâr görüşlere kafa tutma cesaretini göstererek büyük yankılar uyandırmış, tarihçi kimliğine ?sapkın? damgasını ekleterek tarih meraklılarına yeni ufuklar açmış, devrimci bir tarih spekülatörüdür. Avrupa Tarihi?nde, ağırlığı Helenizm?e kayan Grekoromen odağı yerinden oynatıp, insanlığın hikâyesini, Mısır ve Mezopotamya kökenli bir ön tarihe bağlamıştır. Ona göre, Antik Yunan?da ortaya çıkan her yenilik Ortadoğu ve Kuzey Afrika?nın geçmiş birikimlerinden oluşan yüksek kültür tümülüsünün gölgesinden ibarettir. İyonya Uyanışı, uzun zaman önce Mezopotamya Kent Devletleri?nde üretilen bilginin işlenişinden başka bir şey değildir. Örneğin, Miletoslu Thales, güneş tutulmasını öngörebilme becerisini, İki nehir arası ovaların tarımsal gereksinimlerinden doğan rasat kayıtlarına borçludur. Fonetik alfabe, Sami kökenli Fenikelilerden alınmıştır. Çok değişkenlik gösteren karmaşık Yunan Panteon?u bile, Doğu?dan Batı?ya göç eden soyut kavramlar üzerine inşa edilmiştir.

Bernal?in ezber bozan görüşleri, değerli arkeolog, merhum Manfred Osman Korfman?ı, Troia?nın Anadolulu kökenlerine ilişkin değerlendirmeleri nedeniyle tartaklayan, Herodot?u, Mısır ve Mezopotamya ile ilgili gerçeklere Tarih?inde yer vermesi nedeniyle Yalancıların Piri ilan eden, Jeolojik anlamda Asya?nın batıya uzanan büyük bir yarımadası olarak kabul edilen Avrupa Yarımadası?nı, sanki ayrı bir anakaraymış gibi gösteren zihniyet tarafından elbette yalanlanmış veya yok sayılmıştır. Akademik tartışma ortamlarından uzaklaştırılmış,bilimsellikten uzak yaftası vurularak değersizleştirilmeye çalışılmıştır.

Gerçek, bazen birden fazla biçimde tanımlanabilir. Tarih gibi sınırlarının ve renklerinin belirginliği, aradan geçen zamanla ters orantılı olarak azalan disiplinler, farklı açılardan bakıldığında farklı görünümlere bürünebilirler. Kavramlar ve yorumlar zamanla şekil ve yön değiştirebilirler. Ancak, taraflardan biri mütemadiyen diğerlerine baskın ve değer olarak üstün olma iddiasında bulunursa, çatışma kaçınılmaz olur. Bir gün, farklı düşünen ve bunu dile getirebilme becerisine sahip olan biri çıkar ve üstün olduğunu savunan tarafın argümanlarını çürütecek verileri birer birer sıralar.

Martin Bernal, yalnızca aşina olduğumuz Tarih okumalarına farklı bir yorum getirdiği için bile gündeme alınmaya değer, ancak sağduyuyu yitirmeden ve kuşku kıstasını bir tarafa bırakıp akıl süzgecini kapatmadan.

Biz yine de İyonya şehirlerindeki aydınlanma döneminin hakkını vermeden konuyu sonlandırmayalım. İyonya, Dünya kültür dağarcığına, bilimsel düşünce, mimari teknoloji, ciltli kitap kavramı, para tedavülü gibi pek çok yenilikçi armağanı sunmuştur. Kökeni neresi olursa olsun böyle parlak bir uyanışın sentezi onu gerçekleştiren halkların başarısıdır.

Arşimet?in, yeterince uzun ve sağlam bir sopa temin edilebilirse, Dünya?yı yerinden oynatabileceği savında bulunduğu rivayet olunur. Eğer sağlam verilerden oluşturulan bir sopa üretilebilirse, en değişmez olduğu düşünülen kavramlar dahi yerlerinden oynatılabilirler. Ama sonra tekrar sağlam bir zemine oturtulabilirler mi? Orasını bilemem.

Kara Atena

Martin Bernal

Çeviren: Özcan Buze

Kaynak Yayınları