Bir Yeşil Anarşistin Kapitalizmle İmtihanı

Kaptan Fantastik, fantastik bir av sahnesi ile başlar. Yüzlerini boyayarak kamufle olmuş küçük-büyük bir grup insan geyik avındadır. Geyiği avlayan avcı, muhtemel grup lideri tarafından “bugün bir çocuk öldü ve yerine bir adam geldi” (1) sözleri ile kutlanır ve avcı öldürülen geyiğin bir parçasını çiğ çiğ yer. Söz konusu çocukluktan erkekliğe geçişin kişinin hayatına nasıl bir değişim getirdiğini göremeyiz filmde. Çünkü ilk sahnedeki erkeklik vurgusuna ve bununla bağlantılı modern hayatı külliyen reddeden sapkın bir kült olma izlenimine ters düşer bir biçimde bu grubun bir ailenin üyeleri olduğunu; anne babanın mevcut eğitim sistemine ve modern yaşam pratiklerine eleştirel yaklaşarak hayatlarını düşündükleri ile tutarlı kılmak üzere buraya yerleşmiş olduklarını öğreniriz. Ardından gelen sahnede grupta herkesin iştirak ettiği işbirliği üzerine kurulu ekolojik bir “köy”de yaşadıklarına tanık oluruz. Eğitim bu “köy”de tıpkı antik Yunan’daki eğitim anlayışına uygun bir şekilde bedensel eğitimi de kapsar. Matematikten fiziğe Esperanto öğrenmekten modern tarihe kadar kapsamlı bir müfredattır onların ki. Film süresince anneyi (Leslie) babanın (Ben) rüyaları dışında göremeyiz. Kendisinin son çocuğunun doğumundan kısa bir süre sonra depresyon tedavisine başlamak üzere hastaneye yattığını öğreniriz, çok geçmeden de hayatına bileklerini keserek son verdiğini…

Filmin üzerinden açılıp geliştiği nokta annenin intiharıdır velhasıl. Leslie’nin babasına (Jack) göre Ben Leslie’yi “radikal” fikirleriyle etkilemiştir ve onu aslında yaşamak istemediği bir hayatın içine hapsetmiştir; hastalığının da sebebi budur. Bu sebeple Jack ve Ben arasında bir gerilim söz konusudur. Leslie’nin ölümünden Ben’i sorumlu tutan bir kişi daha vardır; Rellian. Ailenin dördüncü çocuğu Rellian’ın anlattığına göre Ben ile Leslie’yi konuşurlarken duymuştur ve duyduklarına göre Jack’in Leslie hakkındaki endişeleri yerindedir.

Jack’in bir baba olarak Leslie’ye olan sevgisi ilginçtir. Bir kere kendi kızının aldığı karardan mutlu olduğunu bilmeyecek (Leslie’nin hastaneden annesine yazdığı mektup okunurken öğreniriz bunu) ve verdiği kararı kendi özgür iradesi ile aldığına inanmayacak kadar kızına yabancıdır. Hal bu iken bir baba olmanın toplumsal olarak verdiği yetkiye dayanarak gerçek istekleri ve hayat duruşundan haberdar olmadığı kızının vasiyetinin(2) aksine bir kilisede tören tertiplemiştir ve cenazeye Ben’in kati suretle gelmesini istemez; onu gelmemesi için tehdit dahi eder. Ben bu tehdit karşısında cenazeye gitmekten vazgeçer ancak çocuklar Leslie’ye veda etmek istemekte ve istemediği bir şekilde bir kilisede kendisi adına cenaze töreni düzenlenmesine öfkelenmektedirler. Cenaze töreninde Leslie’nin vasiyetini okumak üzere yola koyulurlar. Bu yolculuk en büyük çocuk Bo dışındakiler için ilk kez dışarıya açılma anlamı da taşımaktadır. Yolculuk hem Amerika’dan manzaralar hem de ailenin dış dünya ile ilişkisini bize aktarırken çocukları da daha yakından tanıma fırsatı sunar(3).

Rellian, Ben’in otoritesi altında olmaktan hoşnut olmayan tek çocuktur. Ancak onun isyankârlığı özgürleşmeye olan bir özlem içermez aksine “diğer” çocuklar gibi bilgisayar oyunları oynamak ve “normal” olmak ister. Ben’in otoritesine olan tepkisini ise Leslie’nin ölümünden Ben’i sorumlu tutarak ifade eder. Marketten çaldıkları ile Noel’e alternatif olarak kutladıkları “Noam Chomsky günü”nde Rellian’in tepkisini görürüz. Rellian neden dünyanın geri kalanının yaptığı gibi Noel yerine kendilerinin uydurukları günü kutladıklarını sorar kızgınlıkla. Ben, Rellian’a gerçek bir kişinin üstelik insanlığın gelişimine katkıda bulunmuş gerçek bir kişinin doğum gününün kutlamak yerine neden bir hurafeyi yeğlediğini sorar. Rellian gibi eğitiminde hurafelerin yer almadığı bir kişinin hurafelere gönüllükle inanmak istemesini nasıl açıklamalıyız? Bilginin ulaşıma açık olduğu ve hurafeye yer olmadığı bir gelişim ortamında gerçeklerin saçmalık olduğunu iddia edip onları yadsıyan kişinin gerçek olmayanlara “inanma özgürlüğü”nden bahsedebilir miyiz? Ya da özgürlük doğru bilgilerle donatılmak ve bu gerçeklere dayanan gerçek kararlar alma sorumluluğu mudur yoksa insanın ne pahasına olursa olsun neye inanacağını seçme özgürlüğü müdür?

Filmin bir diğer ilginç kısmı da Ben’in kız kardeşi Harper’in evine konuk oldukları yemek sekansıdır. Leslie’nin ölümünün ulu orta konuşulması Harper’i rahatsız eder. Böyle konuları çocukların önünde konuşmak onların gelişimini olumsuz etkilemektedir. Ancak ironik bir şekilde Harper’in çocuklarının asosyal ve oyun bağımlısı olduklarını görürüz. Harper her şeyi kitabına uygun yaptığı halde bir şeyler ters gitmektedir. Ama toplumsal olarak kabul görür çünkü herkesin yaptığını yapmaktadır ve bu ise kendisine mutsuz oluşunu dahi tahlil edememe, doğal olarak kendisini mutsuz olarak tanımlamama imkanı(!) tanımaktadır kendisine. Yönetmenin Jack ile Leslie’nin baba kız ilişkisini ve Ben ile Harper’in kardeş ilişkisini ele almasından iletişimsizlik arz eden ancak sürdürdüğümüz aile ilişkileri ile derdi olduğunu çıkarabiliriz. Bo’nun üniversiteye başvurularına destek olan ve bunu mümkün kılan Leslie’nin Ben’e hiçbir şey söylememiş olması da buna başka bir örnek.

Peki, aile ilişkileri dahil toplumsal ilişkileri sorgulayan, sorgulatan Kaptan Fantastik bize anlattıklarıyla nerede duruyor? Çünkü kapitalist sistemin kendisini tek başına reddetmek sistemi değiştirmeye yetmiyor. Tıpkı Dünya’nin döndüğünü asırlarca reddetmenin Dünya’yı dönmekten alıkoymaması gibi. Nitekim Ben ve Leslie kendilerine ve çocuklarına istedikleri gibi bir hayat kurmayı başarmışlardır. Ancak örneğin kendilerini soyutladıkları dış dünyaya bağımlılıkları ortadan kalkmamıştır. Ormanda hayatta kalmalarında elzem olan gerekli olan bıçakları almak için örneğin kasabada bir dükkâna el işleri satmaktadırlar. Ya da bir anlamda çocuklarının eğitimi üzerine kurdukları tüm entelektüel bilimsel birikim de o dünyanın ürünüdür. Bir an için Ben ve ailesinin dışında kalan herkesin de benzer bir yaşam benimsediklerini düşünelim. Ben ve ailesinin az da olsa dış dünyayla olan bağı halen var olmaksızın bu ütopya gerçekleşemezdi ya da herkesin benzer bir yaşam tarzı benimsediği halde avcı toplayıcı toplumsal formasyonuna geri dönerdik. Ne çocukların eğitimlerinin üzerine kurulan entelektüel birikim ne de o harika bıçakları dizayn eden mühendislik bilgisi var olur ya da bir anlam ifade ederdi söz konusu hayat tarzı içinde. Bu dünya ile olan bağ örneğin Leslie psikolojik bir rahatsızlığın eşiğine geldiğinde hastane yatmasında da kendini belli eder ve maddi imkansızlıklar durumunda deus ex machina gibi zengin kız babası Jack devreye girerek sorunları çözer. Filmin sonunda da aynı duyguya kapılırız; Ben ve ailesinin sahip olduğu yeni bir ev, okullu yaşamlarında yeni bir denge ya da uzlaşı noktası bulmuş olduklarını anlarız. Yeni evleri de yine bir deus ex machina vakası diye düşündürtür bize…

Gerçekten de, dünyayı değiştirmek mottosunu benimsemiş böylesi bir aile dış dünyaya açılmadan nasıl bunu başarabilecektir? Hâsılı mevcut sistemin temeli olan özel mülkiyet ilişkisini ortadan kaldırarak değiştirmeyi öngörenleri ütopik bulan bir yeşil anarşist pratiğinin ütopyasıdır Kaptan Fantastik.

Notlar:

  1. Orijinal dilinde, “Today, the boy is dead, and in his place is a man”.
  2. Leslie’nin vasiyeti herhangi bir örgütlü dinin öngördüğü şekilde gömülmemektir. Ölüm töreni olacak ise bu herkesin renkli kıyafetler giyerek ve şarkılar söyleyerek eğlendiği bir veda gibi olacaktır ve külleri bir umumi tuvalete dökülmelidir çünkü ölümün hiçbir kutsallığı olmadığını yaşamsal bir döngünün parçası olduğunu düşünmektedir. Kendi adıma Leslie’nin vasiyetinden etkilendiğimi söylemek isterim.
  3. Yolculukta gerçekleşen önemli sahnelerden biri şudur: Otobüs yolculuğu sırasında Kielyr, Vladimir Nabokov’un Lolita isimli romanını okumaktadır. Kielyr, kitabın başkahramanı Humbert’in kendisinden epeyce küçük ergenlik çağındaki Dolores’e olan aşkının kitabın Humbert’in perspektifinden yazıldığı için saf bir aşk olarak tanımlandığını ancak Dolores’in yaşının küçüklüğü sebebiyle aslında bunun bir tecavüz olduğunu söyler. Tam da bu sırada paralel bir evrende, Türkiye Cumhuriyeti’nde kulağa bir oksimoron gibi gelen “çocuk yaşta evlilikleri önlemek ve cinsel istismar suçuyla mücadele etmek” adına bu evlilikler yasallaştırılmaya çalışılmakta ve bu yaşta evlendirilmiş bir kız çocuğunun maruz kaldığı istismarın tecavüz olmaklığı sorgulanmaktaydı…

Kaptan Fantastik

Yönetmen: Matt Ross