Aslında hepimizin hikâyesi bir şekilde benzeşiyor Narin’le.

Radikal bir başlangıç, yedi göbek ötelerin akrabamızdan yakın olması, ansızın bir karşılaşma ve süregelen olaylar?

Hande Altaylı bir cümlede özetlemiş aslında kitabını: “Yeni sınırlar çizecekse neden sınırlar aşıyordu insan?”

Eğer hayat fondan bir müzik veriyor olsaydı, Narin için ağır bir keman konçertosuyla başlanır, ağır ağır tırmanan bir çekingenlikle ilerleyebilirdi keman?

Fakat aba altından sopa yürütülen günümüz dostluklarını düşününce, o son parça ne olurdu kestiremedim.

Bugünlerde olmayan bir dostluk, ani bir değişim, merakla izlenen bir geçmiş, yarım kalmış bir aşkın hikâyesi.

Kahperengi

Hande Altaylı

Doğan Kitap