‘anladım ve sustum’ diye yazmak gerekmediğini/

anladım ve sustum, yazdıktan sonra[1]

Kimdir bu dizelerle bizi suskunluğa boğan? Lina Salamandre mi? Yoksa Haydar Ergülen’in içinde sakladığı kabareden emekli o kız kardeş mi? Lina Salamandre bu dizelerden öte soluk aldı mı? Ruth’a duyduğu aşkla, yaşama ve özgürlüğe duyduğu aşkla mavi tangoya mavi alkole mavi caza bulanan o muydu? Yoksa Kabareden Emekli Bir “Kızkardeş”te  (Kabareden Emekli Bir “Kızkardeş”, Lina Salamandre, Haydar Ergülen, Oğlak Yayınları, 1995, İstanbul) bize uzanan bizzat Haydar Ergülen’in o naif bir ezgiye sarılı dizleri mi?

Kim bilir?

“Seni sormak… Kime? Kime sorulursun Ruth? / Biliyorsun kadınlarla erkekler arasında yaşanan / mutsuzluğa da yabancıyım mutluluğa da… Çünkü / bu paylaşmayı önceden yaşadım ve çıkarken, / insanları mutsuz kılan şeyin, ‘paylaşmamak’ / değil, hayır, bu kadar çok şeyi ‘paylaşmak’ / olduğunu iyice öğrendim.”[2]

Kitap şairini paylaşmıyor; bunu yaşama ve elbette şiire bakışınıza bırakıyor. İster Salamandre yazmış olsun bunları ister Ergülen; öz olan dizedir, öz olan o dizelerde yaşam bulan hüzün, coşku, aşk ve özgürlük tutkusudur. Bir kadının/erkeğin kendini bulmak için verdiği savaştır; hüznü ve kederi direnişe, bir özgürlük manifestosuna döken melankolisidir. Böyle diyorsanız şairin peşine düşmek gereksiz; hele şair kendini gölgede bırakmayı yeğlemişse…

Ama yaşamın o tükenmez mizahı büyülüyorsa sizi; içtenlik ve naifliğin, gündeliğin hoyratlığı karşısında takındığı maskeler ilginizi çekiyorsa sormadan edemiyorsunuz. Değil mi ya,  “ ‘büyük siyah gözlü kızlar romantiktir / ama duyarlılar hiçbir şeydir!’ demeyin ona”[3] demişti Ergülen bize zamanında. Salamandre ise tarihsiz bir mektupta aşkı Ruth’a sesleniyor: “Biliyorum sen kederlisin, biliyorum / kederliler romantiktir, ama duyarlılar hiçbir şeydir.”[4] O halde kimdir dizeler boyu “uzaklığından başka yakınım yok ki”[5] diyen şair? Kimdir küskün kalmaya yazgılı bir aşkın güncesini yüreğimize döken satır satır?

Kim bilir?

Bildiğimiz, Kabareden Emekli Bir “Kızkardeş”in caz tadında, elyazısına sığmayacak bir yoğunlukta bir öykü ve şiir koyduğu önümüze. Bu yalnızca Lina’nın Ruth’a, o aldırışsız ama o denli büyüleyici Ruth’a duyduğu aşk değil. Bu, naif ve içten olanın, yırtıcı ve tüketici dünyaya karşı bedenini siper etmesi. Bu -çoğunluğun onca korktuğu- sonunun bilincinde hüznün, yine de savaşmayı seçmesi. Bu, melankoli ve içtenliğin hoyratlık karşısındaki zaferi… Bu, şiirin övünmeyen ama yadsınamayan zaferi…

“Bilirsin, çiçek hazırlıktır. Bir çiçek gibi / her şeye hazır hissettim kendimi. / Ve bütün yeniyetmeliğimle kendi itiraflarıma / bile inandım.

Seni dünyaya saldım sonunda. Dünya senin.”[6]

Kabareden Emekli Bir “Kızkardeş”

Lina Salamandre

Çeviren: Haydar Ergülen

Oğlak Yayınları


[1] Kabareden Emekli Bir “Kızkardeş”, “Once Again”

[2] Kabareden Emekli Bir “Kızkardeş”, 2. Mektup: “Beni Çok Sev! Beni Çok Sev!”

[3] Haydar Ergülen, Nar, “Black & White, Şu Mahalle Barı”, Adam Yayınları, 1. Basım, Mayıs 2000, İstanbul

[4] Kabareden Emekli Bir “Kızkardeş”, 5. Mektup: “Benim Meleğim Romantiktir.”

[5] Kabareden Emekli Bir “Kızkardeş”, Bayan Ruth Huntley

[6] Kabareden Emekli Bir “Kızkardeş”, 3. Mektup: “Hem Suçsuzum, Hem Âşık.”