Colorado şehrinde doğan ve en büyük tutkusu yazmak olan Arturo Bandini, kendini Los Angeles’ta, Meksikalıların kesinlikle kabul edilmediği bir otel odasında, kahvaltı ve akşam yemeklerini portakal yiyerek geçirirken buluyor.

Kitabın başkahramanı ?Bandini; ne balık ne de bir kuş.? Öyküler yazıyor loş, leş odasında, yıllanmış daktilosunun başında. Bazen sinirle oturuyor başına, sayfalarca yazıyor. Sonra kendine geldiğinde okuyor ve beğenmiyor. Bir çırpıda yırtıp atıyor onca yazdığını. Bütün öfkesini kusuyor daktilosuna. Bir de kendisi için kahraman olan Hackmuth var. Öykülerini yolladığı, sattığı büyük insan.  Duvarında resmi var ve her yazdığı öyküyü karşısına geçip sesli sesli okuyor Bandini, bundan büyük zevk alıyor.

Hackmuth’un dikkatini ilk olarak “Minik Köpek Güldü” öyküsüyle çekiyor. Dergisinde yayımlıyor ve mükemmel bir yazar olduğunu söylüyor Bandini’ye. Öykülerinden aldığı parayla sıradanlaşmış şeyleri yapıyor; bir kese dolusu portakal satın almak, kaldığı otelde odanın parasını ödemek ve bazen annesine para yollayarak onu mutlu etmek ve her zaman gittiği birahanede son parasıyla içki içmek.

Colombia Birahanesi burası. Bandini’yi buraya müdavim yapan şey ise orada çalışan Camilla Lopez. Bandini Camilla’ya o kadar âşık ki? Ama aralarında ki bağ, tıpkı Bandini’nin hayatı gibi garip. Camilla’yı her gördüğü yerde aşağılıyor. Kıyafeti, rengi, hareketleriyle?  Hakaretler savuruyor bazen. Camilla da ona aynı şekilde davranıyor. Birbirleriyle hep bir savaş halindeler. Bandini?nin kendine olan duygularından haberdar Camilla. Bazen bunu kullanıyor. Roman tam burada çıkmaza giriyor. Aşk üçgeni. Bandini Camilla’ya âşık, Camilla ise kendisiyle beraber garsonluk yapan Sammy’ye. Bandini nasıl Camilla için ölüp bitiyorsa, Camilla’da Sammy için. Bandini karşısında kendinden ödün vermeyen savaşçı kız Camilla, Sammy karşısında aciz bir durumda kalıyor. Bandini Camilla?nın bu haline üzülüyor ve ona acıyor. Ama sevgisinden de bir adım geri gidemiyor. Her defasında kendisine “Bugün Camilla Lopez’i son görüşüm olacak, bir daha görmeyeceğim onu.” Diyor, ancak kendisini yine onu izlerken buluyor.

Çok parası olduğunu, dünyaca ünlü kitapçılarda yazar Arturo Bandini’nin kitaplarının satıldığını hayal ediyor ve bir gün bunun gerçek olacağına inanıyor. Oluyor da, Bandini’nin yazdığı kitap kabul ediliyor. Karşılığında Camilla?nın hayatını kurtaracak parayı alıyor ve kendini yine onu ararken buluyor. Ancak Camilla?yı berbat bir halde, aklına hiç gelmeyecek bir yerde, akıl hastanesinde buluyor.

Okuduğum en garip romanlardandı Toza Sor. Garip bir aşk ikilemi saklıyor içinde. Okurken size farklı şeyler düşündürebiliyor. Bazen üzülüyorsunuz Bandini?nin durumuna. Eline para geçtiğinde seviniyorsunuz onunla beraber. Portakal çekiyor canınız, biraz da bira.

Toza Sor

John Fante

Çeviren:  Avi Pardo

Parantez Yayınları