İstanbullular kitabını okumaya Istanbul?da, havaalanında başladım. Yolculuklarımda acaba bu kitabı nerede bitiririm diye düşünürken tekrar Istanbul?da bitti.:) Ben özellikle uçakla yolculuk yapmayı severim, daha doğrusu havalimanlarının o dinamizmi hoşuma gidiyor. Hiç durmak yok, her şey sürekli bir akış halinde. Kitabın konusu da havalimanında geçiyor, okurlara insan hallerinden kesitler sunulmuş.

“Yaz 2005.İstanbul Atatürk Havalimanı… Modernitenin ve şehrin sınırında genetik bilimciden gurbetçi işçiye, taksi şoföründen ünlü bir heykeltıraşa, tuvalet temizlikçisinden mimarlar odası eski başkanına kadar İstanbullu 15 kişinin yolları kesiştiğinde yüzyılımızın göçlerle genişlemiş İstanbul?undan, dolayısıyla Türkiye’sinden bir kesit ortaya çıkıyor. Bir İstanbul romanının olmazsa olmazı aşk elbette baş köşede yer alıyor.”

Istanbul benim için hem güzelliğiyle büyüleyen hem de bir o kadar ürküten bir şehir. Kitapta ise Istanbul kendini şöyle anlatır : “…Istanbul?dur adım; insana ait bütün duyguların aynı anda en yüksekte ve en dipte yaşandığı diyarım ben! Adım Istanbul; kentler meleği, zamanlar tanrıçasıyım. Uçuşlar ve inişler, yükselişler ve düşüşler, doğuşlar ve yok oluşlar benim ruhumda iç içedir, hepsi orada birbirine dolanır, sonra da çözülemez sarmallar olarak arkeoloji mahzenlerime süzülürler. Istanbul?um ben; umut mavisiyim, zehir yeşiliyim, tan pembesiyim, erguvanım, mimozayım, lavantayım, Istanbul?um; turkuvazım! Bilinmezlikler şehriyim; karmaşanın, olabilirliğin, canlılığın ve yaratıcılığın ilham perisiyim: Benim adım Istanbul!… “

İstanbullular, benim keyifle okuduğum bir kitaptı. Yazımın son cümlesi kitaptan, aslında zamanını az veya çok bir kere Istanbul’da geçirmiş insanlardan hep duyduğum bir söz: “Bir ‘kerre’ Istanbullu olan artık nereye gitse, kalbinde bir gün mutlaka bana geri dönmeye yeminle yaşar, her fırsatta beni anar, özler, özler, özlemekten kahrolur! Böyledir Istanbul aşkı, böyledir işte…”

İstanbullular

Buket Uzuner

Everest Yayınları