Ağlak, puslu, gri bir pazar sabahıydı. Cuma iş çıkışında, hafta sonunu güzelleştirecek şeyler peşinde iken kendimi bir kitapçıda buldum. Fark etmeden bir saat oyalanmışım. Cuma gününün yorgunluğuyla kitapları masanın üzerine öylesine atmışım. Güya hafta sonumu güzelleştirecektim. Cumartesi yüzlerine bile bakılmadan geçilmiş, neredeyse toz tutmuş üzerleri.

İçlerinden bir tanesine gözüm takılıyor, belki kapağın renginin kırmızı oluşundan belki de kitabın adından… Kitaba odaklandıkça, kitabın ismini Twitter?daki bir öneri üzerine hafızama aldığımı fark ediyorum. Böylelikle kapağını aralıyorum kitabın. Yayınevinin Sel Yayıncılık olması biraz daha içselleştiriyor kitabı. Kapaktan tahminlerim iç burkan bir roman olduğu, adının İntihar Dükkânı olmasından kaynaklanıyor bu da tabii ki. Gri günü siyaha çevirmesinden korkuyorum ilk başta, ama bu his, kitabın ince olmasından “Hemen bitiriveririm” düşüncesiyle geri kaçıyor (140 sayfa). Kitap bölüm bölüm gidiyor, en sevdiğimden. Araya bir kapı zili, bir telefon sesi girdiğinde “Nerede kalmıştım acaba!” endişesini siliyor bu.

İntihar Dükkânı?na giriyorum bir pazar günü. Beni öncelikle bir aile karşılıyor; Tuvache ailesi. Çekirdek bir aile; anne Lucréce, baba Mishima, çocuklar Vincent, Marilyn ve Alan. Çocukların ikisinin ismi intihar eden ünlülerden geliyor; Van Gogh’un Vincent’ı, Monroe’nun Marilyn’i? Ama Alan’ın ismi farklı, bu fark kişiliğine de yansımış. Diğer aile üyeleri “İntihar Dükkânlarına” intihar etmek için ürünler almaya gelen kişileri intihara daha çok sürüklerken, Alan onların tersine gülümsüyor ve iyi dileklerde bulunuyor.

Kitap isminden dolayı iç karartan bir olayı işliyormuş hissi yaratsa da Alan karakteriyle bu tam bir kara mizaha dönüşmüş durumda.

Pazar günümü gri kılmak yerine Alan?la beraber daha çok parlaklaştırdı. Bırakın hayatınıza bir Alan dokunsun.

İntihar Dükkânı

Jean Teulé

Çeviren: İsmail Yerguz

Sel Yayıncılık