On yedinci yüzyılın ikinci çeyreğinin ortalarında bir yaz gününde,  Santa Maria Sopra Minerva Kilisesi?nin yanındaki kasvetli binanın içinden dışarıya doğru yaşlı bir adam ilerliyordu. Sözcüklerin örtülü aldatıcılığı nedeniyle sıradanmış gibi ifade bulan bu durum, aslında ilginç ve insanlık tarihi için önemli bir ayrıntıyı içeriyordu. Gözlerinin feri artık sönmeye başlamış olan yaşlı adam yürümüyor, dizleri üzerinde adeta yavaş yavaş sürünüyordu ve az önce diliyle sesli olarak ikrar ettiği görüşleri içinden inkâr ederken fısıltıyla şu sözcükleri tekrarlıyordu, ?Eppur si muove!?

Arkasında acımasız Engizisyon Kurulu, iki yanında kalabalık bir izleyici topluluğu ve zihninde uğuldayan üç kısa sözcük, ?Eppur si muove!?

Ama yine de dönüyor!

Ama yine de dönüyor!

Ama yine de dönüyor!

Ortaçağ?ın kanonik ilkeleriyle örtüşen Judeohristiyan geleneğin görüşleri, her türlü yeniliği sapkın ve yanlış kabul ettiği gibi, Galileo Galilei?nin Güneş Merkezli Evren Modeli?ni de yargılayıp mahkum etmişti. Başlangıçta, Pontifex Maximus tarafından İmprimatur mührünü alan görüşler daha sonra sapkınlıkla suçlanmış ve yazarın fikirlerinde ısrar etmesi durumunda kovuşturmaya uğrayacağı uyarısı gecikmeden gelmişti. Nitekim kendinden emin ve kararlı olan Galileo Galilei, sonunda Engizisyon?un kollarına düşerek, görüşlerinden vazgeçmemesi durumunda dini gerçekleri inkâr suçundan hüküm giyeceği gerçeğiyle yüz yüze geldi.

Aslında, Arkaik Çağ?ın Yer Merkezli Evren Modeli, Ptolemaios öncesinde, İskenderiye Okulu?nun âlimleri tarafından çoktan çürütülmüş ve İslam bilginleri tarafından 12. yüzyılda bu durum ikinci kez teyit edilmişti, ancak Eski Ahit?te yerin hareketsiz olup gökkürenin devinimler üzerine yaratıldığına dair ayetler olduğu yorumu, Roma ilahiyatçıları tarafından tartışılmaz bir gerçek olarak kabul görmüş ve kanonize edilmişti.

Galileo Galilei, Antik Yunan retoriğinden devşirilmiş bir üslupla ve çok klasik bir yazar kurnazlığıyla (bu görüşler bana değil yoktan var ettiğim kahramanıma aitler!) uzun ve edebi değeri yüksek bir diyalog kurgulayıp, Dünya?nın Evren?de biricik olmadığını, diğer gök cisimleri gibi ve en az onlar kadar sıradan yasalara tabi olup onlarla birlikte devindiğini insanlığın yüzüne vurma cesaretini gösterdi. Yarattığı etkinin geri dönüşü elbette uzun sürmedi.

İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog, kaleme alındıktan yüzlerce yıl sonra ?tam 375 yıl? dilimize çevrildi ve Türk okurunun ilgisine sunuldu. Kitabı okumasanız bile kütüphanenizde bir başvuru kaynağı ve klasik olarak bulundurmanızı önererek ve İş Bankası Kültür Yayınları?nı bu değerli girişimlerinden ötürü kutlayarak sözlerimi bitirmek istiyorum.

İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog

Galileo Galilei

İş Bankası Kültür Yayınları