?Kıskançlık, elinde olanı yitirmekten korkmak; hasetse, kendi istediğinin bir başkasında olduğunu gördüğü için acı duymaktır. Hasetli kişi, haz ve memnuniyet görüntülerinden sıkıntı duyar. Ancak başkalarının sefaleti huzur verir ona. Bu yüzden, hasetli kişiyi tatmin etmeye yönelik her türlü çaba nafiledir.?

Kıskançlık ve haset kelimelerinin tanımları ve karşılaştırılmaları ile başlar kitap. Yazar, içimizdeki iyi ve kötünün çarpışmasının yaşama yansımasını psikanalitik kuramla ele alır. Yetişkinlerdeki duygu karmaşasını anlayabilmek için bebeğin zihnine değin dönmemiz gereklidir. Anne karnında başlayan bu ilişki, doğum sonrasında nesne-çocuk ilişkisi olarak gelişir.

Bebeğin anne ile emzirme yoluyla gerçekleşen ilk teması, açlık dürtüsünü bastırırken güven ve şükran duygusunu besler. Anne ile olan ilişki sütün yetersizliği ve zor doğum gibi elverişsiz koşullarda başlamışsa, bebeğin dış dünya ile teması da sarsıntı geçirir.

?Haset yüzünden içlerinde bir iyi nesne geliştiremeyen bebeklere karşılık, sevgi ve şükran yetisi yüksek olan bir çocuğun iyi nesneyle köklü bir ilişkisi vardır; ve bu yüzden de, sevilen ve iyi bakılan çocuklarda bile zaman zaman ortaya çıkabilen o geçici haset, açgözlülük ve gücenme durumları fazla yara almadan geçiştirilebilir.?

İyi ve kötünün temellerinin atılmasında anne ile başlayan ilk ilişki çok önemlidir. Acıktığında ana kucağında beslenen, ağladığında sevgi ile kucaklanan bebeklerin gelişimi olumlu yönde ilerleyecektir. Sevgi duygusunun beslenmesi, bebeğin yetişkin olduğunda bile içindeki hasedi köreltip, olumlu duyguları çoğaltmasına yardımcı olacaktır.

Yaşamın ilk evresinde geçirilen sarsıntı, ileri yaşlarda karakter bozukluğuna ve yaşamla uyumsuzluğa yol açar.

Yazar, kitabın ilerleyen bölümlerinde hasta analizleriyle ilksel haset ve nefret duygularını betimler. ?Kaygıyla ilgilenirken, hastanın bize sunduğu malzemenin içinden seçebileceğimiz sevgi işaretlerini ciddiye almamız gerekir. Çünkü hastaya sonunda nefret ve hasetini yumuşatma imkanı veren de bunlardır.?

Zor çocukluk ve ağır yaşam şartları da zamanla içimizdeki nefret duygularını yüzeye çıkarabilir. Birey olarak bizlere düşen görev, yaşamın her evresinde içimizdeki iyiyi ve evrenin bizlere sunduğu güzellikleri görebilmektir. Bir başkasına imrenme giderek kıskançlık ve hasete dönüşecektir. Bu duyguların insan ruhunda bırakacağı yaralar, yaşamla olan dengeyi de bozacaktır.

Bu kitabı okuduktan sonra yaşama ve insanlara farklı bir pencereden bakmaya başladım. Şimdi ne zaman birisine kızsam ya da hasetle üzerime yürüyen birisiyle karşılaşsam, içimden ?Acaba bebekken annesi az mı emzirdi?? diye sorarken yüzüme yayılan o müstehzi gülümseyişe engel olamıyorum.

Melanie Klein ?nesne ilişkileri? okulunun kurucusu kabul edilir. Freud?un kızı Anna Freud ile tüm yaşamları boyunca ciddi bir kuramsal tartışma sürdürmüşlerdir. Bu tartışma İngiliz psikanaliz okulunda ciddi bölünmelere yol açmakla beraber zengin ve verimli bir üretkenliğe de zemin hazırlamıştır.

Kendimizi tanımak, ilişkilerimizi anlamak ve yorumlamak, hayata bakışımızı sorgulamak için hazırlanan, Metis Yayınları?nın ?Ötekini Dinlemek? serisini tüm kitap dostlarına tavsiye ediyorum.

Haset ve Şükran

Melanie Klein

Çeviren: Orhan Koçak, Yavuz Erten

Metis Yayınları