Ken Loach imzalı altın palmiye ödüllü film, çok iyi bir yapım.

Hasta olduğu için çalışamayan Daniel Blake hayatta kalabilmek için devletin kendisine vermesi gereken geçim maaşı için başvuru yapar. Ancak Daniel Blake, bürokrasinin soğuk yüzüyle karşılaşır, her defasında karşısına kağıt işleri çıkartılır. Hak ettiği maaşı bir türlü alamaz, tekrar çalışmak istese de doktoru izin vermez. Daniel Blake, hakkı olduğu maaşı alabilmek amacıyla bir savaşım vermeye başlar. Birçok saçmalıkla uğraşmak zorunda kalır. Kimi zaman isyan eder ve kimi zaman da vazgeçme noktasına gelir. Dramatik hikaye yine dramatik şekilde sonlanır.

Film, tam bir sistem eleştirisi. Ancak kesinlikle propaganda yapmıyor. Kapitalist devletin bürokratik işleyişini beyaz perdeye taşıyarak onun gerçek, gerçek olduğu kadar yıldırıcı, saçma ve insan hayatına değer vermeyen yüzünü yansıtıyor.

Film sadece bürokratik bir eleştiri de yapmıyor. Günümüzdeki ‘yüzde 90’ın’ bir hayatta kalma mücadelesi verdiğini ve bunun için ‘farklı’ çözüm yolları aradığını da birbirine benzemeyen üç karakter üzerinden yansıtıyor.

Ayrıca, sistemin ya da adına ne dersek diyelim kalabalıklar içinde yapayalnız olan insanların hüznüne de tanık oluyoruz. Tanık olduğumuz hüzün ise bize çok tanıdık gelen bir şekilde hayatımızın gerçeği olan şeyler olduğu için film çok güçlü ve sarsıcı bir yapım olarak karşımıza çıkıyor.

I, Daniel Blake

Yönetmen: Ken Loach