Daha önce hiç Livaneli’nin kitabını okumamıştım. “Huzursuzluk” okuduğum ilk kitabı oldu. Dili akıcı, bir o kadar da sade. Kitabı elinize alınca bir çırpıda okuyup bitirmek isteyeceğiniz kadar sürükleyici.

Olay çoğunlukla Mardin’de geçiyor. Bu da kitabın beni etkileyen bir başka yönü. On yıl kadar önce Mardin’e gittiğimde şehrin büyüsüne kapılmıştım. Yaşanmışlıkların gizemini çözmek istercesine incelemiştim her bir köşesini. Mardin’deki dinler arası hoşgörüyü de hemen hissediyorsunuz. Kitabı okurken hayatın korkunç (belki de iğrenç demeliyim) gerçekleri sizi kahrediyor. İnsanın insana zulmünü kabullenmek mümkün değil. Görünüşü insana benzeyen her canlıya insan demek de yanlış olsa gerek. Acının ötesine geçmiş bir insan insanlıktan ne bekler, ne hisseder? Hiç bilmiyorum.

Hiçbir insanın acının ötesine geçmemesi dileğimle… “Huzursuzluk”u okuyun. Hayatı bir kez daha yeniden sorgulayın. Yolunuz düşerse Mardin’i de mutlaka gezin. Hissedeceksiniz. Meleknaz’ın hikâyesi gibi binlercesini hissedeceksiniz.

Huzursuzluk

Ömer Zülfü Livaneli

Doğan Egmont Yayıncılık