Hangimizin ya da kaçımızın hayatı sıradan değil ki. Saat alarmıyla başlanılan günler. Koştura koştura gidilen, her adımın yeniden tekrarlanması döngüsünden ibaret mesai saatleri, yorgun argın dönülen evler, TV karşısına geçmek ve planlanmış uyku saatlerine istemeye istemeye vücudu sürüklemek, işte birçoğumuzun günlük süreci bunlardan ibaret. Zihnimizin bir köşesinde ise bir gün bir şey olsun ve hayatım değişsin arzusu. Ben bu değilim, bu kadar değilim diye kıvranan, özellikle uykuya geçmeden hemen önce iyice yükselen iç ses.

İşte kitabın başkarakteri Ed ?in hayatı da bunlardan ibaretti. Ta ki sıradan yaşamının tek rengi olan iskambil kâğıtlarıyla gelen mesajların ardından gidinceye kadar. Kaç yaşına gelirsek gelelim, yeterince kendimizi gerçekleştirememiş olmanın bitmeyen sancılarının içinden Ed?i sıyırıp alan, iskambil kâğıtlarıyla gelen mesajlara sırtını dönmemek oldu. Bu mesajlara kulak vererek birilerinin kahramanı olurken aynı zamanda kendi gerçek potansiyelini keşfetmenin yarattığı tam olma haliyle tanıştı. En yakınındaki insanlarda dahi eleştirdiği davranışların altından hiç bilmediği sırların çıkabileceği gerçeğiyle yüzleşti. İnsanları davranışlarıyla ilgili yargılamadan önce ?kimbilir neden? diye sorabilecek olgunluğa erişti.

Tüm bu değişim dönüşüm sürecini başlatan sürecin iskambil kâğıtlarıyla başlaması ise güzel bir fikir. Posta kutunuzu kontrol edin, kim bilir belki size de sinek asıyla gelen dönüştürücü bir mesaj çıkabilir. 🙂

HİÇ Kimse Sıradan Değildir

Markus Zusak

Çeviren: Selim Yeniçeri

Martı Yayınları