Hayat ışıklarını yakmadan önce tanımıştım Serdar Özkan?ı. Kayıp Gül romanını kitapçıda gördüğümde okuma alışkanlıklarımın dışında olmasına rağmen içimden bir ses ?Almalısın bu kitabı? demişti. Tanıtımında yazılanlar cezp etmişti beni. Kitabı elime aldığım andan sonra bırakamadım. O kadar akıcıydı ki, sırf meraktan kitabı iki gün gibi kısa bir sürede okuyup bitirdim ve kitaptan oldukça keyif aldım.

Sırf bu referanstan dolayı Hayatın Işıkları Yanınca romanını gördüğüm ilk an, daha hakkında herhangi bir şey bilmiyor olmama rağmen ?Almalıyım? dedim ve öyle de oldu. Nedense kitabı okumaya başladıkça gelişmelerden çok kitabın sonunu merak eder oldum. Kısa kısa bölümler hâlinde yazıldığından oldukça hızlı okunabilen iki ayrı serüveni anlatıyordu ama biliyordum ki sürprizlere gebe bir son beni bekliyordu. Bulduğum her boş zamanda kitabı okumaya  sarıldım çünkü sona ulaşmak tek amacım olmuştu.

Fakat bu durum bende bir ikilem yarattı, acaba insan bir kitabı hikâyeden keyif aldığı için mi, yoksa yazar sonunda yine ne sürpriz yapacak diye öğrenmek için mi okumalı?

Kitap bana bir ilki daha yaşattı, içinde beni etkileyen cümleler olmasına rağmen tek bir satırın ne altını çizdim ne de not aldım. Bunun beni yavaşlatacağını düşünüyordum. Ama bu ikinci okuyuşumda çizmeyeceğim anlamına gelmiyordu. Özellikle sıklıkla üstünde durulan birini karşılıksız sevmek ile ilgili olan sözler çok çarpıcıydı. Sevgi temalı bir kitapta güzel sözler olmasa zaten eksik olurdu.

Hayatla bir o kadar iç içe olan kitaptaki bir konu olan ölüm, baş karakterin içime verdiği huzursuzluk hissi ve onun geçirmesi olası dönüşümüne olan inancı merakımı perçinledi. Sonraları bu düşüncemin kitabın temasına ters düştüğünü fark ettim ve baş karaktere karşı daha ılımlı olmalıyım dedim kendimce. Kitabı okurken kendimle konuşuyor gibiydim, hiç bu kadar karmaşık duygularla okuduğum bir kitap olmamıştı.

Serdar Özkan?ın her iki kitabı da bende diğer hiç bir yazarın uyandırmadığı bir his uyandırıyor.  Elimden bırakamıyorum, soranlar için yorum belirtemiyorum ve hep iki kez okuyorum; birincisi sonunu öğrenmek ikincisi o sona giderken ki ayrıntılara odaklanabilmek için. Eğer böyle merak dolu bir yolculuğa varım diyorsanız ?hayatın ışıklarını yakma zamanı? gelmiş demektir.

Hayatın Işıkları Yanınca

Serdar Özkan

Altın Kitaplar