Bir günde biten kitaplar vardır ya; elinize alırsınız, okumaya başlarsınız, bir bakarsınız ki bitmiş. Hangi ara bittiğini anlamazsınız, “Neden bitti ki?” diye isyanlara kaptırırsınız kendinizi. Bu kitap öyle bir kitap işte.

Esas kızımız Koza. Koza Uçuran. Reklam yazarı. İstifa ediyor. Kitabımız bu noktada başlıyor. Üç hafta sonra daha iyi bir yerde işe başlayacak, bu üç haftalık süreçte de bir görevi var: mutlu olma kabiliyetini geri kazanmak. İstifa ettiğinin ertesi günü, üst kata yeni komşusu taşınıyor: Ozan. Ozan’la birlikte hayatında bambaşka boyutlar açılıyor desem abartmış olmam. Birbirinden alakasız insanlar giriyor Koza’nın hayatına, ama bu insanlar öyle bir uyum içerisinde bütün haline geliyorlar ki, tesadüf zannettiklerimizin nasıl da tesadüf olmadığını bize güzel bir şekilde anlatıyor yazar. Kitapta geçen şu ifadeyi çok sevdim: “… Belki mutluluğun sırrı buydu. Hiç ilgisiz insanların bir araya gelip birbirlerine tahammül göstermeye karar vermeleri.”

Mutlu olma kabiliyetini geri kazanan Koza’nın hayatında her şey yoluna girdi derken birdenbire her şey tepetaklak oluyor: İşe başlayacağı ajans batıyor. Tüm planları alt üst olan Koza, bir kumara atılıyor ve kendini Amerika’da bir kitapçıda buluyor.

Sonmuş gibi gelmiyor kitabın sonu, ama tam da olması gereken noktada bitti. Anlamlı ve kendi içinde mutlu bir son.

Fidan Abla’nın Derviş Baba’da her cumartesi akşamı “Sufi Film Okumaları” etkinliği gerçekleşiyor. İnsanın ufkunu genişleten bu sohbetlerin birinde kitap hakkında konuşma imkanı da bulabilirsiniz belki, kim bilir?

Hayat Roman

Fidan Terzioğlu

Stüdyo İmge