Kitabı alıyorum elime, oturuyorum bilgisayarın önüne. Bu kitaptaki küçük, ışık saçan çocukluk anılarını anlatmak istiyorum. Ama doğru kelimeleri bulamamaktan korkuyorum. Hayatı ve çocukluğu dolu dolu geçen bir insanı anlatırken bir şeyleri eksik bırakmaktan korkuyorum. Bu kitaptaki yaşanmış hiçbir şeyin yarım kalmasını istemiyorum. Hata yapmaktan korkuyorum ve kitabın yazarından, o küçük, hayalperest kızdan benim yerime anlatmasını rica ediyorum: “Bu minik kitapta yer alan her şey gerçek; aynen olduğu gibi yazıldı. Onu yazmak ölü toprağını üzerimden çekip aldı; umarım bir ölçüde okurun da içini nedensiz bir neşeyle doldurmayı başarır” diyor Patti Smith bunun üzerine.
Kitabın içinden bir şeyler paylaşmak istiyorum sizlerle. Gözlerimi kapatıp rastgele bir sayfa açıyorum. Parmaklarım 76. sayfayı buluyor ve ilk cümle şu; “Bir dilek tut!” Hemen yanındaki sayfada bir kır çiçeği resmi. Çiçeği elimdeymiş gibi hissediyorum. Çalıların arasından ben koparmışım ya da sevdiğim bir el bana uzatmış gibi. Kokusunu duyuyorum ve kışın ortasında evime taze baharı getirdiğini görebiliyorum neredeyse. Fısıldayarak yapraklarını koparmaya başlıyorum. Her kelimede yeni bir yaprak düşüyor ayaklarımın dibine. Kelimeler şunlar; “hatırlamak” ve “unutmak…” İnsanın hayatındaki iki temel kelime… “Hatırlamak!” diyerek koparıyorum son yaprağı. Öyleyse şimdi dileğim belli oldu; “Hem benim hem de başkalarının içini neşeyle dolduracak bir çocukluğu hatırlamak. Geçen zamana rağmen bir yetişkinin arkasında saklanan o çocuğa bürünebileceğimi hiç unutmamak”. Tıpkı Patti Smith ve onun ele avuca sığmaz çocukluğu gibi…
Hayalperestler, Patti Smith tarafından 45. doğum gününde tamamlanmış ve ilk olarak eksik bir kitap olarak basılmıştı. Ancak ilk basımdan uzun bir süre sonra kitap, orijinal basımda yer almayan metin, fotoğraf ve illüstrasyonlar içeren yeni tasarımıyla yeniden basıldı. Kitap bir sanatçının, hayalperest bir kızın çocukluk anılarını konu alıyor. En az sahibi kadar değerli, uçsuz bucaksız ve hayalperest anılar… Havada uçuşan küçük düşüncelerle dolu bu kitap. Onları yakalayıp sonsuza dek muhafaza etmek ve sonra onları kokladığında kendinden bir parçayı bulmak gibi. Kaybolan bir parçayı… İnsanın içini neşeyle doldurması, onu özgürleştirmesi yazan her şeyin gerçek olmasından kaynaklanıyor. Bu; katıksız, saf bir çocukluk hikâyesi sadece. Bu sebeple bu kitaba, içinde olmayan hiçbir cümleyi yakıştıramıyorum. Ne geleceğe ne de şimdiki zamana ait olan cümleler, biz yetişkinlerin cümleleri yakışmıyor bu kitaba.
Herkesin içinde hatırlaması gereken bir çocukluk yatarken sadece geçmişe giderek okuyup yorumlayabiliriz Hayalperestler‘i. Karanlıktan korktuğumuz geceleri, kendimizi sadece annemize ait hissettiğimiz zamanları, kalbimizin sesini duymanın daha kolay olduğu günleri ve ona kapılıp gitmenin bize hiçbir zarar vermeyeceğini bildiğimiz zamanları hatırlayarak okuyabiliriz bu kitabı. Omuzlarında yapılması gereken işlerin yükü, yarınların sorumluluğu olan biri nasıl anlayabilir ki bir çocuğu? Çocukluğunu kalbinde yaşatanlar ve gerektiği zaman içindeki o çocuğa bürünebilenler, ona sığınmaktan korkmayanlar okur bu kitabı. Patti Smith; “…trenin arkasından dökülen kömürleri toplardık…” dediğinde yanan sobanın sıcaklığını hissedenler okuyabilir ve yine o, “…annem banyodan sonra saçlarımı tarardı…” dediğinde eski uzun saçlarından kayıp giden, o sıkı örgüleri hatırlayanlar okuyabilir. Belki de kendi çocuklarına rağmen, hâlâ çocuk olmayı başarabilenler anlar onu. “Küçükken nasıl bir çocuktun?” denmeden, soluksuzca çocukluğunu anlatmaya başlayanlar ve dinleyenler gitse dahi onu kalbinde hiç bitirmeyenler anlar. İnsanın içinde, kenarda köşede kalmış o en derin yerde, eski bir plakta çalar çocukluğu ve böylece hiçbir zaman unutmaz çocukken yaşadıklarını. Her an, her durumda dinlenebilecek bir melodi gibi. Mantığının sesinden dolayı melodisini hiç bulamayanlara ve sadece başı sıkıştığı anlarda onu dinleyenlere acıyorum. Keşke sonsuza dek hep duysak onu. Böylece fotoğrafımız çekiliyormuşçasına gülümseyebilirdik her an.
Çocukluğumuzu yaşarken nasıl da geçip gittiğini bilemiyorsak, kitap da öyle. Ne zaman bittiğini anlamıyorsunuz ve tıpkı çocukluk gibi, neden bu kadar çabuk bittiğini de anlamıyorsunuz. Onu kaybettiğimizde, sonunda zaman akıp giderken yanında çocukluğumuzu da götürdüğünde, nasıl eskisi gibi bize dönmesini istiyorsak kitap da öyle. Hiç bitmesin istiyoruz. Bu kitap sadece Patti Smith’ten değil, herkesin çocukluğundan bir parça taşıyor. Bu kitap bizim; zamana karşı çocuk kalabilen tüm hayalperestlerin. Melodisini kalbinde taşıyan, o en derin noktaya sığınmaktan korkmayan hatta ondan güç alan herkese armağan. Zaman, onu değerli kılan anılarla güzeldir ve onları sadece hatırlayarak canlı tutabiliriz; her an taze ve şimdi yaşanmışçasına… Öyleyse kitabın 76. sayfasından son bir sözle veda ediyorum sizlere; “Bir dilek tut!”

Hayalperestler
Patti Smith
Çeviren: Emre Ülgen Dal
Domingo Yayınları