Ne zaman Nazım?ı anlatan bir şeyler okusam hüzünlenirim. Sanırım bu defa hüznüm biraz daha fazla idi. Bunun nedeni, belki de kitabın onun aşklarını ve bunlardan dolayı yaşadıklarını anlatmasıydı. Bir kadını terk ederken yazdığı mektuplarda acı çekişiydi. Bir erkeğin bu kadar duygulu olmasına, bu kadar acı çekebilmesine belki de ilk defa tanık olduğumdandır. Acaba sadece o böyle yaptığı için mi herkesin yüreğindeki Nazım?dır.

Kadınlara ve aşka olan bağlılığı, onlara dair sevdaları anlatılıyor ağırlıklı olarak kitapta. Bunun yanı sıra cezaevi günleri de tabii. Nazım?ın uğradığı haksızlıkları anlatırken, bile bile adli bir hata sonucunda yaşamaması gerekenleri yaşadığı zamanlarda, kendini esas oğlan zannedenlerin aslında birer figüran olduğunu dillendirmiş Hıfzı Topuz.

Kitabı ortalarına doğru bıraktım. Çünkü gözümden yaşlar süzülmeye başladı. Duygusallığımın nedeni o güne has bir duygu muydu ya da kadınların acılarına bu kadar tanık olmam mıydı?

Rusya?ya kaçışı, orada yaşadıkları ve Vera. Daha sonra Neruda ve Aragon ile bir araya gelişleri ve tabii ki mutluğun resmini istediği Abidin. Hepsi yer alıyor kitapta. Orhan Kemal?den Piraye?ye kadar herkes yerli yerinde.

Merakımdan soruyorum şimdi size. Adı NAZım olduğu için mi bu kadar nazlı davrandı ona hayat?

Hava Kurşun Gibi Ağır: Nâzım Hikmet’in Romanı

Hıfzı Topuz

Remzi Kitabevi