Bir çılgınım,

Kedilerin ruhlarımızı okuduğuna

İnandırmaya çalışan herkesi.[1]

Kedilerin ruhumuzu okuduğuna inanıyorum; buna çılgınca inanıyorum. Herkesi, hatta az insanı bile inandıramayacağımı biliyorum buna… Ama ben inanıyorum. Başka şeylere de inanıyorum. Didem Madak’ın ruhundan, satırlarından el uzatan hüzünlü çağrıya inanıyorum. 2011’de, 41 yaşında yaşama gözlerini yuman şairin yaşamını yorucu ve tüketici ama bir o kadar da verimli bir coşkuya bulamaya çabaladığına inanıyorum.

“Hayatı seviyorum yine de.

İstersen iki kalp çizer altını da imzalarım.”[2]

Ve yine de o kadar yalnız, bıkkın, kendinde kendine yer bulamamış bir kadın olduğuna… Dünyanın tüm yalnızlığını, her şiirin hüznünü sırtlanmış bir kadın…

“Bana birkaç hayatî meseleyi ödünç ver kalbim

Görüş günlerinde seninle konuşabilmem için.”[3]

Ve hep yedeğinde taşıdığı umutsuzluk:

“Hiçbir mektup artık ikna etmiyor beni hayata.”[4]            

Didem Madak’ın Mayıs 2014’te 7. baskısı yapılan kitabı, Grapon Kâğıtları (Metis Yayınları, 7. Basım, Mayıs 2014, İstanbul) şairin imge haritası hakkında bir hayli fikir veriyor okura. İnatla önümüze sürdüğü, belli ki yakasına yapışmış kavramlar, imgeler var. Kimini kendini anlatmak için kullanıyor kimini iç savaşlarının kaynağını – ve bu savaşlarda aldığı yaraları. Kelebek, yağmur, İzmir, saat kulesi ve salyangoz kendi sınırlarını ve geçmişini tanımlamak için kullandığı imgeler. Sık sık bunların eşliğinde kendini açıyor bize; söylediğinden, satıra düşenden fazlasını bir kelebeğin kanatlarında İzmir göğüne salıyor.

Ayrıca dinsel imgeler, özellikle Allah çok sık uğruyor dizelerine. Bir destek kimi yerde, kimi yerde şikâyetlerini sıralayabileceği bir ağabey.

Ve anne. Ve kız kardeş. Ve baba. Aile hepimizin hem cehennemi hem hamuru değil mi? Hepimizin kendimizle savaşımımız önce bu cephede başlamıyor mu? Hepimiz yenilmeye mahkûm değil miyiz tam da bu cephede?

“Mavi saçlı bir tanrı gibi severdim Burdur Gölü’nü

O göl şimdi içimde kocaman bir anne ölüsü.

(…)

Erken öleceğini biliyordum bana bırakmak için,

Bu acımasız ölü anne sesini.”[5]

Ve baba…

“Babam

Çıkarılmış bir adam bütün fotoğraflardan[6]

Madak’ın kardeşine ithaf ettiği Grapon Kâğıtları’nın her satırında kırılgan bir kız çocuğunun sesi yükseliyor. Kırılgan olmaya hak kazanacak kadar kırılmış, coşkusunu bir silah gibi taşıyacak kadar hüzünlü, ruhunu kedilerin gözünden okuyacak kadar çılgın ve haklı bir çocuk…

“Hikâyeme bir hayat yazmak istiyorum

Pek de inandırıcı olmayan

Hayatıma bir ölüm.”[7]

Grapon Kâğıtları

Didem Madak

Metis Yayınları

[1] Grapon Kâğıtları, “Çalıkuşunun Z Raporu”.

[2] A. g. e., “Cevşenü’l-Kebir”.

[3] A. g. e., “Enkaz Kaldırma Çalışmaları”.

[4] A. g. e., “Şimdiden Bir Hatırasın”.

[5] A. g. e., “Annemle İlgili Şeyler”.

[6] A. g. e., “Kedilerin Alışkanlıkları”.

[7] A. g. e., “Çalıkuşunun Z Raporu”.