“Ne kadar özgürüz aslında?”

İçinde yaşadığımız toplum, çalıştığımız ortam, hatta ailemiz
özgürlüğümüzün sınırlarını zorluyor mu? Peki, biz kendi varoluşumuz kadar
etrafımızdaki insanların özgürlüğünü de sorguluyor ya da önemsiyor muyuz?

30. Ankara Film Festivali’nde En İyi Senaryo, En İyi Erkek
Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ve SİYAD En İyi Film ödüllerinin sahibi
olan “Görülmüştür”, bireysel özgürlüğümüzün sınırlarına dair sorgulayıcı bir
yapım. Hikâyenin odağında cezaevi gardiyanı Zakir rolünde fazlasıyla göz
dolduran, Çukur dizisinin ‘’Karakuzu’’su Berkay Ateş var. Zakir, mahkûmların
mektuplarını okuyarak, sakıncalı olan kısımları tespit etme görevini üstlenmiş
bir ceza infaz memurudur. Mektupların arasında bulduğu fotoğraftaki kadından (Saadet
Işıl Aksoy) etkilenerek, saplantılı bir şekilde fotoğrafın hikâyesinin peşine
düşen Zakir, bu süreçte yaratıcı yazarlık kursundan arkadaşı ve hayranı Emel’i de
(İpek Türktan) macerasına ortak edecektir.

Filmin hikâyesinin ötesinde altını çizdiği konulardan biri entelektüel,
duygusal ve insancıl bir karakter olan Zakir’in, tüm bu yönleriyle
çevresindekilerden ayrışarak içinde bulunduğu ortama yabancılaşması. Yönetmen
Serhat Karaaslan, cezasını çekmek için kilit altına alınan mahkûmlarla, “dışarıdaki”
sözde özgür insanlar arasında kuşatılmışlık açısından sanıldığı kadar zıtlık
olmadığını özellikle vurguluyor. Mesela; Zakir’in annesinin “güvenlik”
takıntısıyla evdekileri dışarıdakilerden korumak için yaptırdığı demir kafesli
kapının, dışardakileri içerdekilerden korumak için cezaevinde kullanılan
kapıyla aynı olması ironi sınırlarını zorlasa da gerçeklikten uzak değil. Son
zamanlarda Avrupa filmlerinde bolca işlenen “bireyin yalnızlaşması”na gönderme
yaparcasına burada Zakir’in bir türlü yalnızlaşamaması söz konusu. İşyerinde
arkadaşlarının ve amirinin, evde annesinin, hatta yazarlık kursundaki hoş beş
etmekten öte ilişkisinin dahi olmadığı Emel’in yakın markajından bir türlü kurtulamayan
Zakir, toplumuzdaki “kollektif” haliyeti ruhiyeden bunalanlar kervanına
ekleniyor.

Ayrıca filmin “eşitlikçi” bakış açısı ile erkek egemen bir
toplumda kadına bakış, kadın şiddeti ve kadının bağımsızlığı üzerine dikkate
değer irdelemeleri de var. Zaten günümüzün meselelerini, gerçekçi olarak
yansıtmayı hedefleyen bir yapım başka türlü eksik kalırdı, değil mi? Bunun
ötesinde, yönetmenin yaşadığımız toplumun, ülkemizin ve çağın defolu
taraflarına odaklanması, bunu da işin kolayına kaçmadan, sahneleri bütünleyen
ufak parantezler açarak yapması seyir zevkimizi katlıyor. Yan rollerdeki
öncelikle bir süredir özlediğimiz Füsun Demirel ile Ercan Kesal, Altan Erkekli
oyunculukları ile göz dolduruyorlar.

Memleketimizin sinema emekçilerinin yaptıkları güzel işler sizler için de diğerlerinden daha heyecan verici değil mi? Dilerim bu yapımların takdir edilmekle kalmayıp, ödüllerle taltif edilmesi pek çok genç sinemacıya ilham verir ve sinema salonlarında daha pek çok kaliteli Türk Filmi izlememize vesile olur. IMDB puanı 6,9/10 olan filme benim puanım 8/10.   Zevkler izafidir şüphesiz ama bence “görülmeli.” İyi seyirler.

Yönetmen ve Senarist: İ. Serhat Karaaslan

Yapım Yılı: 2019