Hayristan Cumhuriyeti?nde güneş bile bizdeki gibi doğmuyor, rüzgâr böylesi esmiyor, yağmurda toprak kokmuyor, sabah çalışılıp akşam uyunmuyor, insanlar böylesi yönetilmiyor, eğitilmiyor… Kısacası Hayristan Cumhuriyeti; Türkiye?yi hatırlatmıyor, düşündürmüyor, aratmıyor.
Paralel evrenlerdeki Türkiye karşılığı sanacağınız Hayristan Cumhuriyeti?nin böyle bir benzerlikle uzaktan yakından alakası bulunmuyor. İdarecilerin, akademisyenlerin, gazetecilerin, politikacıların, askerlerin, fahişelerin farklı isimlerdeki silüetlerini gerçekleriyle eşleştirmeye çalıştığınızda, göreceksiniz ki birbirine uymayan yapboz parçaları gibi oturmayacaklar üst üste.

Evet böylesi bir benzersizlik kinayesi ile karşımıza çıkan Golyan Devrimi?ne tanıtım yazılarına benzer bir giriş yaptım ben de. Aslında Tahsil Yücel ismiyle eşleştirdiğimiz bir ironi; sadece satır aralarında aradığımız, her seferinde tanıyorum ben böylesi birini ama koyamıyorum ismini, tanıyorum ben bu toprakları ve mekânları ama gösteremem haritada dediğimiz.

Golyan Devrimi?nde Hayristan Cumhuriyeti?nde geçen 14 öykü yer alıyor. Birbirleri ile bir bağlantısı olmayan bu 14 öykü arasında, aynı toprakları paylaşmanın, aynı havayı solumanın, aynı gökyüzünde uyumanın getirdiğinden olsa gerek bir bütünlük hissi varmış gibi geliyor. Kitaba roman havası katan bu bütünlük hissi bir sonraki öyküde, bir öncekinden kiminle karşılaşacağım fikrini aklınınızın bir kenarına yerleştiriyor ve ?Acaba o ünlü gazeteci konuşmasını yaparken, kalabalığın arasında hayıflanıp duran o yaşlı adam, o akademisyenin herzaman hoşnutsuz olan babası mi?? tadında çapraz, çarpışık, yanıtsız, aynı zamanda cevabını pek de umursamadığınız sorular sormanıza neden oluyor. Farklı hayatların öyküleri ile bir ülkeyi tarif ediyor Tahsin Yücel, yaşamları birleştirerek sunduğu bütünle bir ülke dolusu insanın hayatını avucunuzun içine bırakıyor. Bizlere ise uzaktan uzağa bu hayatlara dokunurken kendi hayatımızı seyretmek, bu hayatları eleştirirken kendimizinkini reddetmek, onları incelerken kendimizinkini keşfetmek kalıyor. Tahsin Yücel, kitabını okumamız için bizlere 14 soluk bırakmış. 14 dinlenme noktasında öykü hakkında, kendi hakkımızda, yaşadığımız (hani şu Hayristan Cumhuriyeti?ne hiç benzemeyen) ülke hakkında, sosyal sorunluluklar, siyasi çıkmazlar, çarpık düzenler hakkında düşünebilmemiz için fırsat vermiş. Cümle sonlarında hayata dair kurdurttuğu hayal boşluklarını saymıyorum bile…

Öte yandan, yazarın edebi değerini, kelmelerinin büyüsünü, kaleminin gücünü anlatmak elbette bana düşmez, beceremem de zaten böylesi edebi övgüleri. Kitabı alıp eline okuyan, okuduğuyla eğlenen ve okuduğu kitabı yaşayan bi insan olarak kelimelerin ahengine kapılırım, cümlelerin birliktelikleriyle büyülenirim, olayların bütünlüğünden etkilenirim. Ee böyle bir zat-ı muhterem olarak da Tahsin Yücel kitaplarının ve  kaleminin esiri olmam şaşırılacak birşey olmasa gerek herhalde.

Golyan Devrimi

Tahsin Yücel

Can Yayınları