Yaklaşık iki ay önce seyrettiğim Germinal filminin etkisinden bir türlü kurtulamıyorum.

Her sabah işe giderken servise bindiğimde maden vagonlarına binerek kafes yardımıyla madene inen madenciler gibi hissediyorum kendimi! Tıpkı Germinal’deki gibi…

Olayların 1840’lı yıllarda yaşanıyor olmasına rağmen filmi izlemeye başladığımızda hiç de bize yabancı gelmeyen bir tablo ile karşılaştığımızı görüyoruz. Fransız Devrimi’nin olduğu dönemde yaşadıkları her türlü haksızlık, adaletsizlik ve açlığa rağmen madende çalışmaya devam eden halkın yanında, yaşadıkları zamanın en zengin insanlarından olan maden işletme sahipleri kendi lükslerinden ve zevklerinden asla  vazgeçmeden devam ettikleri hayatlarında oldukça mutlular!

Açlıkla mücadele eden, sefalet ve pislik içinde yaşayan; kadın-erkek ve hatta altı yaşındaki çocuğun dahi çalıştığı madende, sırf yevmiyelerinden kesinti olmasın, sefaletlerine sefalet katılmasın diye onarıp, güçlendirmedikleri sürenlerin* yıkılmasıyla meydana gelen göçük ve arkasından grizu patlamasıyla başlayan ve süregelen felaket…

Madenin bulunduğu kasabaya gelen biraz mürekkep yalamış, Avrupa’daki maden işçileri ve onların eylemlerinden haberdar olan makinist Etienne Lantier’nin önderliğinde oluşmaya çalışan sendika çalışmaları, arkasından grevler, olaylar, ölümler, yoksunluk ve yoksulluğun devamı…

Günümüze geldiğimizde ve çok yakın zamanda yaşadığımız maden kazasında ki kaza demeye dilim hiç varmıyor! Ülkemizde değişen hiçbir şey olmadığı gibi filmde kullanılan bazı repliklerin aynısını Soma faciasında firma sahipleri ve üst düzey bürokratlardan duyduğumu hatırladığımda içimdeki isyanı nasıl dile getireceğimi bilemedim. Şuanda bu satırları yazarken bile kalp atışlarımın hızlandığını ve boğazında düğümlerin oluştuğunu tüm samimiyetimle sizinle paylaşmak isterim.

Emile Zola’nın romanı olan Germinal, Arlette Langman tarafından senaryolaştırdığı ve Claude Berri’nin de 1993 yılında sinemaya uyarladığı bir Fransız filmi. Başrollerde Gerard De Pardio ve Miou-Miou oynuyor. Ayrıca Jean-Louis Roques tarafından bestelenen filmin müzikleri de beni oldukça etkiledi…

İyi seyirler.

*süren: ağaç kiriş