?onlar ki toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
cahil,
hakîm
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
destanımızda yalnız onların maceraları vardır.?  N. Hikmet

N. Hikmet , Kuvayy-i Milliye Destanı?nı  ?Onlar için zincirlerinden başka kaybedecekleri yoktur denildi,? diye bitiriyor. Germinal romanını okurken yukarıdaki dizerlini hatırladım Nazım?ın. Bir destan değil Germinal, çağdaş edebiyatın en önemli romanlarından biri.  Natüralist yazar Zola?nın sinemaya da uyarlanan en etkileyici yapıtlarından biri. Yazım tekniği yönünden bir destan değil ama anlattıklarının etkileyiciliği ve çarpıcılığı yönünden essiz bir destan Germinal. Roman maden işçilerini anlatıyor. İşçilerle birlikte yer altına, kömür madenlerinin karanlığını indiriyor bizi roman. O karanlıklardan yeni bir dünyanın, insanlık için umut olabilecek yeni bir yaşamın izlerini arıyor roman.

Toprağını kaydetmiş köylülerin, değişen üretim ilişkileri ile birer işçi konumuna gelmesi ve kölelik koşullarını aratmayan çalışma ve hayatta kalma mücadelesi anlatılıyor romanda. Sadece bu mücadele değil, sosyalizm umudu ile yeni bir dünya kurma hayallerinin peşinde giden, kaybedece3k hiçbir şeyi olmayan insanlar anlatılıyor. Umut ve umutsuzluk arasında ve inatla sürdürülen grevler anlatılıyor. Komün mücadelesinden beri sürdürülen iktidarı ezilen sınıfların hizmetine sunma mücadelesi anlatılıyor.

Romanın kahramanı  Etienne?nin madende iş bulması ile başlıyor roman.  Onunla birlikte yıllardır madende çalışan genç, yaşlı, kadın, çocuk demeden giriyoruz hayatlarına.  Sadece hayatta kalabilmek için çalışan maden işçileri, yoksulluk, açlık, hastalık, sefalet ve her geçen gün artan kötü bir yaşam koşulları sunuluyor kendilerine. Sınıflarının kaderi gibi yıllardır sunulan bu yaşam koşullarına katlanmaları isteniyor ve katlandıkça koşulların düzeleceği yerde daha da kötüleşmesi oluyor ödülleri.

Onların sırtından geçinen burjuva sınıfı için rahat, sağlıklı, huzurlu bir hayat sunan koşullar; işçiler için tam tresi bir hayat sunmaya ve bunu da her geçen gün koşulları kötüleştirerek devam etmektedir. Öyle ki, işçilerin erkek, kız demeden çocuklarını madende çalıştırmak zorunda kalırken görürüz. Onların bu yaşam koşullarına seyirci kalan ve bunun rahatını yaşayan burjuva sınıfı, işçi çocuklarına ufak tefek yardımlarla vicdanlarını rahatlatmaktadır. Oysa bu vicdan, gerçeği üstünü örtme çabasından başka bir şey değildir; kölelik koşullarında yaşayan bu insanlar için kendi emeklerinden başka bir umut yoktur. İşte bu koşullar içinde başlar grevler, direnişler ve aylarca ölümlere, açlığa, şiddete karşı devam eder. Grevlerle birlikte yepyeni bir bilinç ortaya çıkar; edilgen gibi görünen bu yaşamlar, süreç içerisinde kendi güçlerini ve varlıklarınım keşfederler. Bu keşfediş ve bilinçlenme daha da güçlü bir mücadeleye doğru iter hepsini. Kurtuluş için direnme ve dayanışmadan başka çarelerinin olmadığını görmeye başlarlar.

Anlatılan bu destansı yaşamlar bu günde devam eden ve yeryüzünün her köşesinde karşımıza çıkmaktadır aslında. Dünyanın her yerinde işçiler yıllardır yaşama savaşı vermekte ve kötü yaşam, eğitim, sağlık koşullarına karşı mücadele etmektedir. Her seferinde aynı yerden güç alıp bu mücadeleye başlıyor işçiler, kendi ellerinden ve emeklerinden? Bu güç daha iyi bir yaşam koşulları yaratma mücadelesinin çıkış noktası olabiliyor ancak. Roman gerek karakterlerin öyküleri, gerek olaylar, gerekse de tartışmalar aracılığıyla bizi bu mücadelenin biçimlerini tartışmaya zorluyor.

Kendiliğinden olmayacak hiçbir şey, birden bire de olmayacak, belki yıllar sürecek ama bu mücadele hep devam edecek? Germinal, tohum demek, yeni bir umudun ilk adımı; bu umudun karşısında olan binlerce yıllık bir birikim var. Tarih bunu öğretiyor bize, bu tohumun yeşermesinin koşullarını gösteriyor. Roman işte bu tarihsel öyküyü her yerde yeniden karşımıza çıkarıyor. Zonguldak?ta, Şili?de yeryüzünün her köşesinde madenlerde çalışan, göçük altında kalan insanları gördükçe hatırlanıyor roman. Bize insanın gerçek savaşını anlatıyor; geleceği çalınmak istenen insanların gerçek savaşını. Germinal, dünyayı algılamanın romanı, yeryüzünün kimin ellerinde döndüğünü, bu elleri kimlerin yönettiğinin romanı.

Her gün ve hiç durmadan yazılan bir roman Germinal. Bizim çoğu zaman görmediğimiz, görmek istemediğimiz ama, biraz derinlemesine düşündüğümüzde bu gün yaşadığımız ve şikayet ettiğimiz yüzlerce sonunun temeli olan bir roman. Sanıyorum bu tohum yeşermeden de insanlığın kendi sorunlarını çözmesi mümkün olmayacak; insanlık daha kaç yıl bu sorunları yaşamaya devam edecek?

??onlar ki toprakta karınca, /suda balık, /havada kuş kadar /çokturlar; /korkak, /cesur, /cahil, /hakîm /ve çocukturlar /ve kahreden /yaratan ki onlardır,
kitabımızda yalnız onların maceraları vardır…?

Germinal

Emile Zola

Çeviren: Bertan Onaran

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları