Yetmişli yılların sonunda, daha ilkokula giden küçücük bir çocukken, karayolları haritalarına bakıp hayaller kurardım. Yollar, yüzeylerinin düzgünlüklerine ve tamamlanmış olma durumlarına göre farklı renklerde çizilir, pek çok ücra bölgede ise yalnızca siyah ince bir çizgiyle gösterilirdi. Daha kalın olan renkli türdeşlerine göre, o siyah çizgiler, stabilizeden bir alt seviyede, toprak yollardan daha hallice olan bozuk zeminleri ifade ederlerdi.

Yetmiş sekiz yılının yaz başında, Kaş?tan Kalkan?a eşsiz ve bakir bir deniz manzarası eşliğinde iş makinelerinin ardından, böyle kötü bir yoldan geçerek vardık. Beldibi?ndeki tüneller yeni açılmış, Patara?ya sapan yol henüz patikadan ham toprağa terfi etmemişti. İssos Körfezi?nden başlayıp kuzey doğuda Sarp?a kadar uzanan kıyı kesiminde sayısız ören yeri yolsuz yolaksız ıssızlığa terk edilmiş halde sükûnete gömülmüştü. Şanslı olan birkaç tanesi civciv sarısı tabelalarıyla ana yoldan geçen ziyaretçilere davetkâr bir işaret çakıp, otomobillerin altını parçalayan taşların pusuda beklediği yol zemininden hiç bahsetmeden ?Gel, bizi gör ve yitip gitmiş insanların ruhlarının gezindiği duvar taşlarımızın arasında, kapağı kırık lahit teknelerimizin içerisinde kendi geçmişini ve geleceğini ara!? derlerdi. En azından ben öyle zannederdim ya da bugün, çocukken öyle zannettiğimi düşünmek istiyorum. Hayalperest veya gerçekçi olmanın yaşanmış olana bir faydası veya zararı yok. Zaten artık ören yerlerinin tabelaları da civciv sarısı değil.

Arion Yayınevi?nin 1995 yılında basıp piyasaya sürdüğü Eskiçağda Ege Bölgesi adlı kitabı aldığımda, henüz mesleğimin başında genç bir asistandım ve çocukluğumla yetişkinliğim arasındaki uçurum bugün olduğu kadar açılmamıştı. Çocukluk yazlarımın geçtiği Akdeniz kıyılarına duyduğum tutku ve burnumda her daim hissettiğim deniz kokusu bu kadar azalmamış, uzaklaşmamıştı.

Kitap benim ören yerlerimi, denizlerimi, dağlarımı, ovalarımı anlatıyordu. Yazar, Anadolu aşığı, hümanist, nazik, alçakgönüllü, yazıtbilimci bir beyefendiydi. George E. Bean, 1948 yılında yurdu olan İngiltere?den ülkemize gelmiş ve on yıllar boyunca Anadolu kıyılarını karış karış dolaşmıştı. Kaş?tan Kalkan?a uzanan o kısacık ama son derece zahmetli yolculuğun gerçekleştiği yetmiş sekiz yılından bir sene önce dünyadan ayrılmıştı. Bean ya da gezip dolaştığı yerlerde yerel halk tarafından anılan adıyla Bin Bey, kitabına şu sözlerle başlıyordu:

?İnanıyorum ki pek az kişi bir kalıntı yığınının yanından ilgisi ya da merakı uyanmadan geçebilir. Türkiye, antik dönem kalıntıları açısından şaşılacak derecede zengindir?.

Ve devam eden satırlarda şunları söylüyordu:

?Kitap kapsamına alınan ören yerlerinden kimisinde, görülecek somut kalıntılar fazla değildir. Fakat çevre o kadar güzeldir ki kanımca pek az kişi buradan düş kırıklığına uğrayarak dönecektir?.

İlerleyen sayfalarda İzmir?i, Dünya?nın en güzel köşelerinden biri olarak tanımlayıp Aiolis şehirlerinden güneye, İyonya?ya iniyor, Latmos kıyılarından Lidya?ya dönüp okuyucuyu eşsiz bir tarih yolculuğuna çıkarıyordu. Kitabı defalarca okuyup bu güzel yolculuğu tekrar tekrar yaşadım, bahsedilen ören yerlerini ziyaret edip her bir ziyarette artık öğretmenin olmuş olan George Bean?ı tekrar tekrar minnetle andım. Aynı yayınevinin yayımladığı diğer rehber kitaplar, yeni gezilerin  kapılarını açtılar. Bin Bey?le Karia?yı, Lykia?yı, Pamphylia?yı adım adım dolaştım. Bana, taşların dilini, Tarih?i okumayı, birbiriyle ilintili olaylardan çıkarım yapmayı ve antik çağ topografyasını öğretti. Texier?le tanıştırdı, hastalık hastası Aelius Aristides?in notlarını anlattı. Dinledim ve fiziksel yokluğundan tarih konusunda otodidakt olmayı öğrendim. Çocukluğumun çetin yollarında yaşadığım maceraların benzerlerinden bahsetti. Stabilize yollardan, yolsuz kalıntılardan, Anadolu?nun Akdeniz kıyılarından?

2009 yılının son çeyreğinde Arkeoloji ve Sanat dergisinin 132. sayısı Bin Bey?in 32. ölüm yıldönümünün anısına yayımlandı. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü, Eski Yunan Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Görevlilerinden Prof. Dr. A. Vedat Çelgin anma yazısında, Bean?ın rehber kitapları için şunları söylüyordu: ?Hepimiz Bean?ın rehber kitaplarıyla yetiştik, Anadolu?nun batı ve güney kıyılarını bunlarla gezerek arkeolojiyi öğrendik, öğrettik. Arkeoloji, Eskiçağ Tarihi ve Epigrafya konularında eşsiz birer bilgi hazinesi olan bu kitaplar hala bilimsel ve eğitici değerini korumakta, çalışmalarımızda bizlere bugün de yol göstermektedir. (?) Mekanı cüssesi gibi geniş ve aydınlık, toprağı bol olsun; huzur içinde uyusun?.

Profesör Çelgin ile aynı görüşleri paylaşıyor ve hiç görmediğim hocamı minnetle anıyorum, mekânı cennet olsun.

Eskiçağda Ege Bölgesi, Eskiçağda Güney Kıyılar,

Eskiçağda Menderes?in Ötesi, Eskiçağda Lykia Bölgesi

George E. Bean

Arion Yayınevi