Yakınlarda bir bale gösterisine gittim. Bu benim için bir ilkti. Oyun, daha evvel kitabını da okuduğum Goethe’nin ünlü yapıtlarından biri olan Genç Werther’in Acıları idi. Hem önceden sinemaya gittiğimiz Süreyya Sahnesi’nin atmosferini koklamak hem de “Neymiş bu bale?” sorusuna bir cevap bulmak için ikinci kattaki localardan birinde yerimi aldım. Bu arada siz siz olun paketli yiyecek, hele hele kendinizi sinemada sanıp mısır falan götürmeyin. Dakikalarca paketi yavaş açayım aman ses yapmasın düşüncesi ile bizi sinir eden vatandaşın paket hışırtısı tüm salonu sardı. 🙂

Haftalar öncesinden tükenen biletler ve oturulan konuma göre değişen bilet fiyatları yüzünden locadaydım. (Bilet fiyatları sahne önü 35-25, localar ise 15 TL civarı idi.) Sürekli bizim bulunduğumuz kenara doğru yığılan balerinleri görmek için girdiğimiz şekiller bile temsili izleme arzumuzun önüne geçemedi.

Bale için; tiyatronun dansla ifade biçimi diye kendimce bir tanım yapabilirim. Sanılanın aksine hiç sıkıcı değildi. Konuyu bilmenin avantajıyla belki de böyle söylüyorum, ama her önemli ayrıntı; gerek dekor gerekse kıyafetler konunun akışıyla oldukça güzel aktarıldı diyebilirim. Ayrıca sürpriz bir şekilde küçük bir opera gösterisi bile izledik. Tüm bunların yanında temsil başlamadan önce piyanonun başına oturan ve saniyesinde beni gösterinin havasına sokan piyanisti es geçmek büyük bir haksızlık olur. Tüm temsil boyunca durmaksızın bizi oyunun içinde tutmayı başaran kadın, zaten gösteri sonrası en çok alkışı alan kişi oldu.

Kitabın konusundan bahsetmek istemiyorum,  zaten okuyalı uzun zaman oldu, ama sevdiğim bir kitaptı diyebilirim. Okumak bir yana tabii, bale versiyonunun da özellikle Süreyya Sahnesi’nde izlenmesini tavsiye ederim.