Sonsuz seyahatler alemidir kitaplar. Zamanda ve mekanda bir kuş kadar özgür kılar insanı. Alırsın kelimeleri tek tek, bir araya getirirsin topak topak. Yumuşacık ama dayanıklı kanat yaparsın harflerden. Uçarsın uçabildiğince. (KALEM EHLİ VE KALP EHLİ)

Kitapta altını çizdiğim cümlelerden bir tanesiyle başlamak istedim yazıma… Elif Şafak çok güzel ifade etmiş, gerçekten her kitap farklı dünyaların kapılarını aralıyor kitapseverlere…

Firarperest, Elif Şafak’ın 64 denemesini derlediği kitabı. Benim İskender‘den sonra en çok beğendiğim 2.kitabı. Kitapta çizimler M. K. Perker tarafından yapılmış. Ben böyle kitapları elime aldığımda parça parça okuyorum, mesela baştan başlıyorum ama daha sonra karışık gidiyorum, sonra bir bakıyorum ki kitap bitmiş hepsini okumuşum:)

Elif Şafak benim de başarılı bulduğum yazarlardan. Özellikle o mütevazı duruşuna hayranım. Kısaca Elif Şafak’ı tanıyalım: Strasbourg doğumlu Elif Şafak, çocukluğunu ve gençliğini çeşitli kentlerde geçirdi (Madrid, Amman, Köln…). ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü?nü bitirip yüksek lisansını da aynı üniversitede yaptı. İlk romanı Pinhan‘la Mevlana Büyük Ödülü’nü aldı (1998). Bunu Şehrin Aynaları (1999) ve Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü?nü kazandığı Mahrem izledi (2000). Eserleri 30 dile çevrilen Elif Şafak’ın romanları Viking, Penguin, Rizzoli, Phebus gibi dünyanın en önemli yayınevleri tarafından yayımlanmaktadır.

Altını çizerek geçtiğim diğer cümleler:

Monoton bir değirmentaşı günlerin akışı. Dönüyor kendi ritmiyle. Bizi o çarkın dışına çıkaracak aşk arıyoruz. Sıradışı bir sevda. Ama gel gör ki ne Ferhat’ız dağları delecek ne Simurg kuşlarıyız mavilikte kanat çırpacak. Hem gizliden gizliye masalsı bir destan arıyor hem de masalları ve destanları hayatımızdan satır satır siliyoruz. (ANARŞİST AŞKLAR)

Doğru nereye gidersen git kaçtıklarını götürürsün beraberinde. Doğru, ne kadar kilometre kat edersen kat et yakınlaşamazsın kendine, eğer zihninin ve yüreğinin sınırları duruyorsa yerli yerinde. (HUZURSUZ RUH)

Kemirir ruhumuzu hırslarımız, kariyer, şöhret veya para pul telaşımız. Bir fare gibi sessiz, derinden ve sinsice. Ufak ufak ısırıklarla kemirir içimizi rekabet duygusu.
Tuzaklarla doludur bu hayat. Nefsimizin tuzaklarıyla. Düşer düşer çıkarız. Dizlerimiz yara bere içinde. Şair bile olsan bu böyle. Önemli olan nefsin çukurlarına düşmemek değil, düşünce çıkabilmeyi becermektir. (MİSKİNLİĞE ÖVGÜ)

Mevlana şu yaşadığımız hayatı bir dağın eteğinde durup haykırmaya ve sonra kendi sesimizin yankısını duymaya benzetiyor. Ne söylüyorsak, ağzımızdan hangi kelimeler çıkıyorsa dağ er ya da geç iade ediyor. Nasıl bir enerji veriyorsak kâinata bize misliyle geri dönüyor. Telaş ettikçe telaşımız artıyor, kızdıkça kızgınlığımız katmerleniyor. (İÇİNDE YAŞADIĞIN ŞEHRİ GÖREMEMEK)

Bir de öyle yazılar vardı ki kitapta, içinden hiçbir cümle çıkaramadım yazının bütünlüğü bozulur diye, onları da başlık halinde paylaşıyorum: ?Uzaktan Sevmek?, ?Zamanla Yarışan Kadınlar?, ?Kadife Dostluklar Dikenli Aşklar?, ?Gelseydi Keşke?, ?Yazarlığın İki Altın Formülü?, ??Bilmiyorum? Diyebilmek?, ?Hırs Var Bir de Hırrrs Var?.

Yeni kitap paylaşımlarında görüşmek üzere, sevgiyle kalın.
Firarperest

Elif Şafak

Doğan Kitap