Ne zaman depresyonda olsam ve ne zaman bir sıkıntımı kendimce aşmaya çalışsam hep bu kitabı elimde buluyorum. Çocukluk yıllarımdan beridir aldığım tüm kitaplara, alındıkları yerleri ve tarihi not düşerim. Dramatik bir şekilde bir tek bu kitabıma not düşmemişim. O yüzdendir ki kaç yıldır ne zaman başım dara düşse, ne zaman bir şeyler okuyup çareler bulmaya çalışsam bu kitaba başvurduğumu bilemiyorum. Fakat her okuduğumda yaşadığım rahatlamayı çok iyi biliyorum. ?Felsefenin Tesellisi? bir kitap ismi olarak belki garip belki de korkutucu gelebilir okurlara (şahsen bana öyle gelmişti). Aksine, dolu dolu ve de okuyucuyu sürükleyen bir anlatıma sahip, hiç de korkunç olmayan bir kitap. Felsefenin hayattaki birçok alanda bize bir teselli bulabileceğini, çare bulamasa da zihnimizin sohbet edebileceği bir dost olabileceğini söylüyor. Kitabın ana başlıklar altında konuları toplaması sayesinde okuyucu, derdinin tesellisini nerede bulacağını rahatlıkla görebiliyor. Böylece size, kitabı ilginizi çeken yerden okuyabilme fırsatı sunuyor. Aşk, parasızlık, kendini yetersiz hissetme ve çeşitli zorluklar gibi evrensel konuları teselli konusu olarak seçen yazar; bunu bilinçli bir şekilde mi yapmış bilemem, ama kişiye, yaşadığı zorlukların herkes tarafından paylaşıldığı mesajını veriyor. Böylece kişiye psikolojik açıdan da bir rahatlama sağlıyor. Örneğin, ?Kırık Bir Kalbin Tesellisi? (5. Bölüm) başlığı altında Schopenhauer?a değinmesi çok hoş. Onun yaşadığı talihsiz hayat ve felsefe tarihinin en karamsar filozoflarından biri olması, okuyucunun kendi derdini unutup Schopenhauer?ın derdine üzülmesini sağlayacak kadar etkili. Pek tabii ki bu kitabı her okuyanın bir derdine çare bulmak için okuduğunu varsaymak doğru değil. Yine de kitabın okuyucuları, emim ki bir derdi olduğunda bu kitabın sayfalarında teselli bulabileceklerdir. Eski döneme ait verilen örneklerden günümüze dair sorgulamalara ve sonuçlara da ulaşmak mümkün. Örneğin, entelektüel yetersizlik üzerine, 4. Bölüm?de Montaigne?in o dönemin Fransız eğitimini eleştirdiğini görüyoruz. Akabinde Montaigne, o bomba soruyu soruyor:

(Bir kişi hakkında) Hemen şunları soruyoruz, ?Yunanca ya da Latince biliyor mu??, ?Şiir ya da düzyazı yazabilir mi?? Ama asıl önemli soruyu sormak en son aklımıza geliyor: ?Daha iyi bir insan, daha iyi bir bilge oldu mu?? Oysa kimin daha çok şeyden anladığını değil, kimin daha iyi anladığını merak etmeliyiz. Biz yalnızca belleğimizi doldurmakla uğraşıyor, kavramayı, doğruyu yanlıştan ayırt etme becerisini kazanmayı o kadar da önemsemiyoruz.

Günümüz eğitim sisteminde, biz de hâlâ bu sorular ile uğraşmıyor muyuz?
Sonuç olarak, ister felsefe okuyucusu olun, ister felsefe okuyarak derdinize derman arayın, bu kitap hem entelektüel açıdan, hem de verdiği örneklerin bolluğu açısından okuyucusunu yeterince doyuruyor.

Felsefenin Tesellisi

Alain De Botton

Çeviren: Banu Tellioğlu Altuğ

Sel Yayıncılık