Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Nazım Hikmet

Uzun zaman önce yazılan bir yazı bu, yeniden yayınlamak için gözden geçirirken beni heyecanlandıran, kendimi tekrar tekrar sorgulamama sebep olan bir yazı… Yaptığım hatalar, biten dostluklar yazıyı yeniden düzenlememe neden oldu. Ama olsun, hala yazmaya cesaretim var. Kitap eleştiri yazısından öte; Felsefe, Yelken ve Caz?ın bana hissettirdikleri ile ilgili bu yazı, sanırım önemli olan da bu; kitabı yaşamak, dümene geçip kitabın kahramanı olabilmek…

?Yazmak, her şeyden önce herkesin önünde soyunmaktır? diyor Felsefe, Yelken ve Caz adlı kitabının bir bölümünde Asiye Koray Bendon. Ne demek bu, yazmak cesaret işidir, evet, doğru, yazmak gerçekten cesaret işi. Bir süredir ben de yazılar yazıyorum; kitap eleştirileri, röportajlar? Denemeler de yazıyorum ama bunları okutacak kadar cesur değilim sanırım, saklıyorum, utanıyor muyum yüreğimi başkalarına açmaya ya da korkuyorum incinmekten, arkasına saklandığım yazılarım, evet beni anlatıyor ama güçlü beni, peki ya diğer benler ne olacak, onları sonsuza dek saklayacak mıyım, koruyacak mıyım başkalarından? İlk defa Yasemin Kokusu, Eleni Karaindrou ve Yağmur  adlı yazımı yayınladığımda çok çekinmiştim, saatlerce düşünmüştüm yayınlayıp yayınlamamayı, biraz pişmanlık da yaşamıştım doğruyu söylemek gerekirse. Cesur değildim herkesin önünde ruhumu çırılçıplak bırakmaya. Ta ki Felsefe, Yelken ve Caz kitabını okuyana dek? Henüz okuma fırsatı bulabildim bu başucu kitabını. İlk sayfalardan itibaren beni içine aldı, oradan oraya sürükledi, sorguladım kendimi, kitapta anlatılan o kadar çok şey var ki? Hepsi de bizi anlatıyor, hayatın içinden, gerçeklerden uzak değil. Aşk arayan aşkı bulacak, tutku arayan tutkuyu, hayatı arayan ta kendisini bulacak. Ayna tuttu ruhuma kitabın her sayfası, her kelimesi, her cümlesi. Kendimi gördüm, yaralarıma dokundum ilk defa çıplak ellerimle, acıdı biraz ama biliyorum buna değecek, cesur olmaya karar verdim en önemlisi. Mademki yazmak cesaret işi, yazılarımda kendimi de anlatacağım bundan sonra, saklamayacağım onları, gömmeyeceğim bir defterin sayfalarına? Tutkuyla yazacağım, rüzgârdan korkup limanda kalmayacağım artık, çekinmeyeceğim doğru bildiğimi söylemekten ve kendi hikâyemi kendim yazacağım, kahraman aramaktan yorulanların kahramanı ben olacağım, başkalarının yaralarını saracağım, düş kurmaktan vazgeçmeyeceğim, korkmayacağım yeni insanlar tanımaktan ve daha bir sürü şey? Bazı arkadaşlarımın her yıl kendilerine çıkardığı listeler gibi oldu ama olsun, kendime verdiğim sözleri tutacağım, en büyük tutkum bu, hayata bağlanma sebebim bu? Bunların hepsi cesaret işi değil mi, tıpkı yazmak gibi, sesini başkalarına duyurmak gibi, yüreğini onlara açmak gibi ya da kendini kendine itiraf etmek gibi? Olsun, biraz cesaretten zarar gelmez. Hadi, ?Baştan başlayın şimdi?; cesur olun; Pablo Neruda?nın dediği gibi yüreğiniz rüzgârlarla özgür olsun; yelkenler fora haydi; biraz yağmur yağıyor ama korkmayın, çıkın saklandığınız yerden; sorgulayın kendinizi; Felsefe, Yelken ve Caz rehberiniz olsun; dürüst olun kendinize karşı, sarın yaralarınızı, özgürlüğün tadını çıkarın. İşte o zaman, bu kitap boşuna yazılmış olmayacak. (Bu kitap yorumu www.izgoren.com ‘dan alınmıştır. Teşekkür ediyoruz.)

Felsefe, Yelken ve Caz

Asiye Koray Bendon

Elma Yayınevi