Yaşamın Kıyısında Kalmış Biri Üzerine Kısa Bir Yazı

?Bir fâninin öldüğüne kimse şaşmaz ve kimse düşünmez ki o da kendisini ölümden bizim sandığımız kadar uzak sanırdı.?

Tütün İnhisarı İdaresi Mütercimi Ahmet Fahim Bey?in ölümü ile başlar kitap. Kayan yıldızlar misali, hiç ummadığımız anda ebediyete uğurladığımız yakınlarımız bir anda hayatımızın merkezine yerleşir. Beğenmediğimiz, sürekli eleştirdiğimiz, kimi zaman lakaplar takarak eğlendiğimiz bu insanlar giderken, bizleri de kendi iç dünyamızla hesaplaşmaya zorlar. ?Zira daima böyle, başkalarına acıdığımızı sanırken bile, içimizde mutlak biraz kendimize de ağlarız.?

Mektep sonrası memurluk hayatına başlayan Fahim Bey, ?aylık taksiti bütçesinde büyük bir rahne açan? esvap borçları yüzünden hem çok zorlanmış hem de senelerce yeni esvap giymek zevkinden mahrum olmuştur. Gördüğü rüyayı yaklaşmakta olan saadetin muştusu olarak gören Fahim Bey,  eşi Saffet Hanım?la dış dünyaya kapalı bir hayat sürmektedir.

?Aleyhimizde verilen hükümlerin sebepleri çok kere bizim kusurlarımız değil, bize bakanların görüşlerini bulandıran kendi hisleri, acizleri ve öfkeleridir.?

Kimi zaman bir çocuk, kimi zaman hırslı bir genç, kimi zamansa olgun biri oluruz. Değişen hava şartları ruh halimizi de etkiler. Güne bazen neşeli başlarız, bazense soğuk ya da sinirli. Halbuki o, Fahim Bey, hep aynı adamdır. Hayata karşı direncini yitirmiş, geçim telaşında, hûlyalı bir memur.

?İnsan iyi kitaplara kavuştuktan sonra alelâde kimselerin sözlerine karşı müşkilpesend davranır oluyor. Kitapların iyileri ve ruhumuzda takdis ettiğimiz faziletler, insanları daha zor beğenmeye bizi mecbur ediyor.?

Aldığı iyi eğitime rağmen kendi hûlya âleminden çıkıp gerçek hayatla yüzleşmekten çekinen bu roman kahramanı, kendimize tuttuğumuz aynadır. Tesadüfen girdiği bir işte çalışan birey, zamanla kendisini yaşamın kenarına itilmiş hisseder. Bu yılgınlığın yanına eleştirel yaklaşımlar da eklenince kendisini hayatın monotonluğuna, diğer bir deyişle kaderine terk eder.

Başkalarının bizimle ilgili düşüncelerine aldırmadan, hoşgörüyle insanları anlama yüceliğine erişmek hem iç huzuru hem de yaşamla olan dengeyi sağlayacaktır.

?Çok kere de kendi kendimize etmiş olduğumuzu bize hiçbir düşmanın yapamayacağını görürüz. Ömrümüzün yarısı böyle, diğer kısmında işlemiş olduğumuz hataları tamir ve tashih ile geçer, fakat yazık ki bütün bu tecrübelerimizden istifade etmek içinse önümüzde ikinci bir ömrümüz yoktur.?

Karakter tahlilleri üzerinden yol alarak ilerleyen yazar, titizliği ve çalışkanlığına rağmen yaşamın kıyısında kalmış Fahim Bey ile insan ilişkilerini yeniden anlamaya/anlamlandırma çalışır. Yazar, roman kahramanı ile iç dünyamıza girer ve yaşama bakışımızı değiştirir.

?Bir insanın içinde daima saklı kalan hakiki benliğini tanıdığını kim iddia edebilir? Kimse göründüğü gibi değildir. Fakat kimse görünmediği ve kendi olduğunu sandığı gibi de değildir. Kimsenin nasıl olduğunu hiç kimse bilemez.?

Fahim Bey, altını çizdiğim satırları tekrar tekrar okuduğum ve okuyan herkesin de kendinden bir şeyler bulabileceği, derinlikli bir roman.

Fahim Bey ve Biz

Abdülhak Şinasi Hisar

Yapı Kredi Yayınları