Evvelotel ve Saklı‘yı aynı kitapta arka arkaya okudum. İkisinde de dokuzar öykü var. Evvelotel‘deki öyküleri okurken, bu öykülerin yazarın ilk kitabı olan Saklı‘daki öykülerin türevleri olduğunu bilmiyordum. Öğrenince Saklı’ya daha bir hevesle sarıldım. Çünkü Evvelotel‘deki öykülere bayılmıştım. Öykülerdeki karakterlerin 10 yıl öncesinde başka öykülerde nasıl yer aldığını öğrenmek harika olacaktı.

Tam da öyle oldu. Halâs -Yaşadığımız Yerler, Acılezzet-Önemsizlik, Doğru-Mozart’ın Son Zartı öykülerinde roman kahramanı derinliğinde öykü kahramanları buldum. Bu saydıklarım yanıltmasın. Diğer öyküler de çok iyiydi. Ama Evvelotel‘in öykü dili ve kurgu olarak daha sade ve ustalıklı olduğunu söylemezsem, yazarın iki kitap arasında biriktirdiği gözlem ve edebi deneyimlerine haksızlık etmiş olurum.

Öykü başkahramanlarının, hatta anlatıcılarının – belki bir tanesi dışında- erkek olması çok dikkatimi çekti. Erkek gözüyle kadının yaşadığı sevgisizlik, yalnızlık, bekleyişler öykülerin genel teması. Gidip dönmeyen babalar, oğullar, sevmeyen anneler, eşler, unutulamayan sevgililer öyküleri doldurmuş. Hiçbirinde mutlu son yokken, beklemezken niye okumaya devam ederiz acaba? Okurun mutlu olmaya hakkı yok mu?:) Şimdi ben de biraz buna kafa yorayım.

Evvelotel – Saklı

Ayfer Tunç

Can Yayınları