Ev Kuralları, sadece herhangi biri olmak isteyen ancak bunu nasıl yapacağını bilemeyen genç bir delikanlının hikâyesini anlatır. Yani Jacob Hunt’un.

Şimdi sizden ufak bir isteğim var. Bir anlığına söylenen her kelimeyi sözlük anlamıyla anladığınızı düşünün. Hayatınızdaki tüm mecazları, kelime oyunlarını yok edin.

Örneğin biri size “Küplere bindi” dediğinde, sinirlenmek değil de küplerin üzerinde oturan birileri gelsin aklınıza. Böylece deyimlerden vazgeçin ve devam edin düşünmeye.

İnsanlarla göz teması kuramamak gelsin aklınıza ve onlara dokunamamak. Hayatınızda olan hiçbir ani değişikliğe tahammülünüzün kalmadığını düşünün. Birileri size dokunduğunda, yüksek sesler duyduğunuzda, fazla parlak ışıklar gördüğünüzde otuz saniyelik küçük krizler geçirdiğinizi ve çevrenize zarar verdiğinizi düşünün. Otuz saniyeliğine başka bir yere gidin ve kaybedin kendinizi… Hadi bırakalım otuz saniyeyi. Siz sadece bir saniyeliğine Asperger sendromlu olduğunuzu düşünün. Jacob’ın yapamadığını yapın. Empati kurun.

Eğer bunu gerçekten başarabilirseniz, yerinizde tam olarak rahat oturamadığınızı görürsünüz. Çünkü o anda sinirlerinizi tehdit eden birçok sebep fark edersiniz. Duvarda yamuk duran tablo, tepenizdeki parlak floresan, gürültülü müzikler, odadaki dağınıklık, kâğıt buruşturma sesi ve belki de her türlü  simetrik bozukluk.

Eğer konuyu biraz daha açmak gerekirse: “Asperger sendromu, sosyal etkileşimde zorluklar ve sınırlı stereoptik ilgi ve etkinliklerle tanımlanan otistik spektrum bozukluklarından biridir”.

Tıptaki karşılığı budur. Fakat bu kitabı okuduktan sonra eminim ki bu hastalık bir anne (Emma), Aspergerli bir genç (Jacob) ve Asperger sendromlu bir ağabeyi olan bir kardeş (Teo) için çok daha fazlasını ifade eder. Jacob kusursuzun içinde saklanan kusurdur aslında. Mükemmel ve bir o kadar da beceriksiz ne yazık ki.

Kitaptan yardım alarak size bu konuyu şöyle açıklamak mümkün: Yukarıda saydığım tüm olumsuz özelliklere rağmen fotoğrafik bir hafızanız olduğunu, şimşekler, polimeraz zincir reaksiyonu, ünlü film replikleri ve Erken Tebeşir döneminde yaşayan dinozorlar hakkında her türlü bilgiyi bildiğinizi düşünün. Periyodik cetveli hiç çaba sarf etmeden ezberlediğinizi, kendi kendinize Orta Mısırca okumayı öğrendiğinizi, parmak izi analizinde kullanılan parmak ucundaki kabartma çizgilerin ayrıntısı hakkında ya da bu analizin bir bilim mi yoksa sanat mı olduğu üzerine dakikalarca tartışabileceğinizi hayal edin. Bunlara bir de kusursuz bir cinayet eklendiğini ve annenizin koyduğu ev kurallarına bağlı kalmayı takıntı haline getirerek bu olayı da çözdüğünüzü eklersek siz bir Jacob olabilirsiniz. Çünkü bütün bunlar ondan aynı zamanda empati ve iletişim kurma yeteneğini alan Asperger’in Jacob’a kazandırdıklarıdır. Bu hastalığın en önemli özelliklerinden biri de budur. Asperger sendromu olan kişiler sınırlı ve yineleyici ve bazen de anormal olarak yoğun davranışlar, ilgiler ve eylemler gösterirler. Jacob’ın dinozorlardan sonraki yeni ilgi alanıysa adli tıptır.

Jacob’ın ağzından bu durumu şöyle açıklar yazar: “Bu yeteneklerim aslında beni bir kokteylde partinin en sevileni yapabilirdi, tabii eğer ben;
a) içki içseydim, ki içmem, ya da
b) kokteyl olsun olmasın beni bir partiye davet edecek arkadaşlarım olsaydı”.

En başından beri size anlatmaya çalıştığım durum şu ki: Aslında siz bir dâhisiniz! Ama ne yazık ki insanlarla ne iletişim ne de empati kurabilme yeteneğiniz var.

Ev Kuralları, Jodi Picoult’nun okuduğum ilk ve tek kitabı ve sonsuza dek öyle kalacağını umuyorum. Hassas noktalara parmak basmakla ünlenen Picoult’nun benzer konularda daha birçok kitabı var. Cam Çocuk, Yapboz, Kız Kardeşim İçin bu kitaplardan sadece bazıları. Aynı zamanda okumaya niyetlendiğim fakat bir türlü bunu göze alamadığım kitaplar. Bazılarını gerçekten denedim, fakat tek hatam bunu Ev Kuralları‘ndan sonra denemeye çalışmış olmamdı. Tutunamadım çünkü. Jacob’ın büyülü dünyasından çıkmak istemedim. Aynı yazarın başka bir kitabını okumaya her çalıştığımda, sanki Jacob’a ihanet edermişim gibi bir his uyandı içimde. Elim varmadı kitaplığıma Ev Kuralları’ndan başka bir Jodi Picoult kitabı koymaya. Sonunda bu kitabın benim için tek ve özel kalmasına izin verdim. Bu kitabı yıllar önce okumuş olmama rağmen bambaşkadır hâlâ ve kalbimde yıllar sonra bile aynıdır yeri. Kitaplığımda da en baştadır. Üstelik üstünden onca kitap geçmesine rağmen. Çünkü o kadar kapıldım ki kitaba, asla düşünmedim orta yaşlarında bir kadının yazdığını. Her şey Jacob’ın başarısıydı. Onun dünyasıydı. Yazar zor olanı başarmıştı bir kere. Hayali bir karaktere sanki varmışçasına, karşımda otururmuşçasına inandırmıştı beni. Kitap boyunca Picoult’nun varlığını hissetmedim hiç. Benim için sadece Jacob vardı. Onun cümlelerinde kendimi buldum çoğu kez. Kaybettim ya da. Beni kitabın tam ortasına taşıdı onun yalnızlığı ve bu bilinmezliği. Yani her şeyin kalbine. Nedense hep şu sözü kalmıştır aklımda: “Normal olmak için bu kadar çabaladığına göre normal değilsin demektir”.

Hadi siz de hemen ilk bulduğunuz kitapçıya dalın ve Jacob’ın kusursuz dünyasına dâhil olun. Şunu bilin ki onun dünyasında mükemmeli oynamak da, kusurun ta kendisi olmak da sizin ellerinizde…

Ev Kuralları
Jodi Picoult
Çeviren: Sinem Sancaktaroğlu Bozkurt
April Yayıncılık