Çok etkilenerek okuduğum, farklı duygu durumlarına girdiğim, kâh gülümsediğim, oldukça hüzünlendiğim En Çok Onu Sevdim, yazar Gamze Güller’in üçüncü kitabı.

En Çok Onu Sevdim’i okuyunca şimdiye kadar evimizin anlamını hiç düşünmediğimi fark ettim. Evimiz; güven alanımız, mahremiyetimiz, anılarımız, sakladıklarımız, yaşadıklarımız.  Her santimetrekaresine şen kahkahalar, mutluluklar, üzüntüler ve gözyaşları sinmiş olan sığınağımız. Ayrıca yaklaşık iki yıl önce Ankara’dan İzmir’e taşınırken son kez evimizin koridorundaki duvarına dokunup -neredeyse kucaklayıp- “umarım yeni sahiplerinle mutlu olursun, burada yaşadıklarım için sonsuz teşekkürler” diyerek evimizle vedalaştığımı da hatırladım.

Yazar Gamze Güller, En Çok Onu Sevdim’de kitabın kahramanı Asuman ve sevgilisi Mete ile satın aldıkları fakat inşaatı devam eden, son derece lüks, yüksek güvenlikli, havuzlu evleri bitene kadar geçen süreyi anlatıyor. Bu sürede geçici olarak taşındıkları mahalle arasında oldukça eski bir apartman dairesinin Asuman ile aralarında oluşan bağ ve gelişen olaylar oldukça ilgi çekici.

Asuman evin içindeki kırık parkelerden, eskimiş fayanslardan, kapakları düştü düşecek dolaplardan, yaşanmışlıklardan öylesine çok etkileniyor ki eve karşı tarifi zor, anlaşılması imkânsız bir bağımlılığı oluşuyor. Dahası ev ile iletişime geçiyor, onunla konuşuyor karşılıklı birbirlerinin çektiği acıları ve hazları duyumsuyorlar. Asuman artık kendine yepyeni bir dünya yaratıyor ve tüm çevresiyle bağını koparıyor. Ta ki kentsel dönüşüm çarkına giren bu eve müteahhitler gelene ve apartmandaki diğer ev sahiplerini ikna edene kadar.

Kahramanımız Asuman’ın büyük bir tutkuyla bağlandığı uğruna  işini, sosyal çevresini ve sevgilisini neredeyse yok sayar hale geldiği, büyük mücadele verdiği evi;  geçmiş yaşamlar, anılar ve her türlü gizin saklı bulunduğu dört duvar değil,  kutsal bir mabede dönüşüyor onun için…

Son yıllarda gittikçe artan yıkımlar ve yeniden yapılanmalarla şantiyeye dönmüş kentlerde yaşamaya başladığımız aşikâr. Yazarımız En Çok Onu Sevdim’le  “Kentsel Dönüşüm” adı altında ranta açık bir eylem olan, eskiyi yıkıp aynı yere tek tip beton yığınlarının yapılmasına, kuşsuz, ağaçsız, sokaklarda oynayan çocukların olmadığı suni  “yaşam alanlarına” bir nevi tepkisini de dile getiriyor.

Kitabın ilk sözünde “Bu kitapta adı geçen bütün kişiler hayal ürünü, bütün nesneler gerçektir” deniyor. Ben “mavi berjer koltuk” şu anda nerede, en çok onu merak ediyorum!

Kitabı okumanızı ve yorumlarınızı paylaşmanızı diliyorum.

En Çok Onu Sevdim

Gamze Güller

İletişim Yayınları