Uzun zamandır çocuk kitabı okumamıştım. Emilia Ağaçta bir solukta okunabilmesi açısından takdirimi kazanmış bir çocuk kitabı. Almancadan çevirisinin anlaşılır ve basit yapılmış olması okunmasını kolaylaştıran etkenlerden biri.

Gelelim kitabımızın konusuna. Linus, ailesiyle birlikte Hamburg’dan Münih’in bir köyüne taşınıyor. Evinden ayrılmış olmanın hüznüyle Linus, kendisine ‘Stoerte’ ismini takıyor, çünkü daha bir Kuzey Almanyalı ismi gibi. Müzik çalarında Hamburg’un liman ve sokak sesleri kayıtlı, yeni evindeki doğa seslerini dinlemek yerine onları dinlemeyi tercih ediyor. Neden taşındılar peki? Çünkü Stoerte’nin büyükanne ve büyükbabasından bir pansiyon miras kalıyor. Pansiyonun bulunduğu köyde bir doktora ihtiyaç duyulduğu için ve Stoerte’nin babası da doktor olduğu için taşınıyorlar. Stoerte’nin annesinin çömlekçi atölyesini kurabileceği büyük bir garaj da var üstelik. Kahramanımız dışında herkes için işler yolunda gibi gözükse de, Emilia’nın Stoerte’nin hayatına girmesiyle işler değişiyor. Emilia bir çevre eylemcisi. Stoerte’nin odasından görülebilen büyük ve yaşlı ağacın kesilmesine karşı çıkıyor. Futbol stadyumu yapmak için ağacı kesmek isteyenler var. Emilia da bunu engellemek için ağaçta yaşamaya başlıyor. Hikayemiz bu miniklerin yollarının kesişmesiyle daha renkli ve eğlenceli, hareketli akmaya başlıyor.

Olaylar daha da gelişiyor, protestoya katılım ve destekler artıyor. Ağacı kimler kesmek istiyor, bunu sağlamak için neler yapıyorlar? Kahramanlarımız ağacı kurtarabilecek mi? İçinizden okumak geldi değil mi? Jelibon eşliğinde okumak iyi oluyor, benden söylemesi.

Emilia Ağaçta

Bernhard Hagemann

Çeviri: Aylin Gergin

Genç Timaş Yayınları