Çocukluğumdan bu yana okumaya karşı inanılmaz bir tutkum var… Okumayı, yazmayı, 6 yaşında televizyondan, kendi kendime öğrendim. Kayıt için gittiğimiz ilkokul müdürünün masasındaki gazeteyi elime alıp bir güzel okumamla başlayan harflerle, satırlarla ilişkim zaman geçtikçe çığ gibi büyüdü… Yıllarca yürüttüğüm gazetecilik, şimdi sürdürdüğüm yazarlık mesleğimin olmazsa olmazıdır okumak ama ben yine de ?mesleki gereklilik? gözüyle bakmadım hiç. Düpedüz aşk benimki…

İki ya da üç günde, bir kitaba başlayıp bitiriyorum, aylık tempom 15 kitaptan aşağı düşmüyor… Buna her gün onlarca köşe yazısı, her gün düzenli takip edilen gazeteler, her hafta, her ay taranan dergiler, mesleğimle ilgili makaleler, yazılar, çeşitli internet blogları… dahil değil. Eğer birkaç dakika dahi olsa bir boşluk bulduysam ve etrafımda, yanımda yöremde okuyacak bir şey yoksa boşlukta hissediyorum kendimi. O zaman da cep telefonumdan, sosyal medyada kim ne yazmış, onu okuyorum… Konumuzla ilgili değil ama aksi gibi bir de fotoğrafik hafıza denen meretten muzdaribim ve okuduğum hiç bir şeyi, hiç bir suretle unutmuyorum. Buna taa lisede okuduğum kitaplardaki Osmanlıca beyitler de dahil…

Tüm bu okuma temposunda, çalışma odamın halini varın siz tahmin edin. Duvarlarım, zeminden tavana kadar kitapla dolu, üstelik yerden tasarruf etmek için kitapları dik değil, enlemesine diziyorum. Kitaplık yaptırırken, raflarını normalden daha derin tutuyorum ki, bir sıra değil, iki sıra kitap dizilebilsin. Evde biriken binlerce dergiden büyük bir kısmını, geçtiğimiz aylarda bağışlayarak bir nebze yer açabildim… Tüm bu hengamede, benim gibi bir ?okuma manyağının? hayatını değiştiren elektronik kitap ve dergi devrimi oldu…

Öncelikle dergilerden başlayalım; haftalık ve aylık periyotta birçok dergiyi düzenli olarak, bir o kadar dergiyi de içerikleri ilgimi çektiği takdirde alıp takip ediyorum… Bunlar haber dergilerinden ev dekorasyona, gezi dergilerinden popüler tarihe, bilgisayardan -tabii ki- mizaha kadar çok geniş bir yelpazedeler…  Bunun maddi yükü bir yana, atmadığınız, okuması için birilerine vermediğiniz, geri dönüşüme göndermediğiniz -ya da sahaflara satmadığınız- müddetçe inanılmaz yer kaplayacaklardır. Dergiler, fiziki yapıları itibariyle kütüphane rafında dik saklanmaya uygun değiller, tek çare üst üste istiflemek…

Bir süredir bu çileden -yarı yarıya- kurtuldum. Çoğu dergiyi artık tablet bilgisayarımda, e-dergi olarak okuyorum. Bunun iki faydası var, birincisi -ki çoğu kişi için en önemli etken olacaktır- ?şimdilik? tablette dergi okumak tamamen ücretsiz… İkincisi ise, yukarıda değindiğim gibi, fiziki yer sorunu ortadan kalkıyor. Onlarca dergi, tek bir dergiden bile daha küçük boyuttaki iPad?in içerisinde… Düzenli takip ettiğim Atlas, Evim, Tempo, PCNet, Chip, Sabit Fikir, Digital Age, İstanbul Life dergilerini Turkcell?in tabletler -ve akıllı telefonlar- için hazırlanan Turkcell Dergilik isimli yazılımıyla ücretsiz okuyorum. Maalesef henüz bu teknolojiye adapte olamamış Stuff, NTV Tarih, Atlas Tarih, Derin Tarih ise mecburen eski usul satın alınıyor halen… Bir de mizah dergileri var tabi, okur kitlesinin neredeyse tamamı genç olan, neredeyse tamamı teknolojiyi çok iyi kullanan mizah dergilerinin neden hala bırakın e-dergiyi, doğru düzgün bir internet sitelerinin bile olamaması, ayrı ve uzuuun bir blog yazısında tartışılabilir ancak… Son olarak, itiraf ediyorum; bedava sirke baldan tatlı ve normalde satın almayacağım bazı dekorasyon ve hatta kadın-moda dergilerini, sırf bu uygulamada ücretsiz olduğu için ?şöyle bir göz gezdirmek için? indiriyorum…

E-dergi okumak için ikinci bir seçenek, Vodafone?un sunduğu V-Read isimli uygulama. Turkcell Dergilik ile benzer yapıdalar ancak V-Read?de kimi dergiler ücretli olarak satılıyor. Yine de örneğin derginin piyasa fiyatı 7 TL ise, buradan 4 TL?ye okuma imkânınız olabiliyor. Ancak kullandığım kadarıyla söylüyorum, ne yazık ki bu uygulama doğru düzgün çalışmıyor ve ödediğiniz para da yanabiliyor. Ben V-Read ile Radikal gazetesine aylık abone olmuştum fakat bir süre sonra yeni sayılar yüklenmemeye başladı, Vodafone?a durumu bildirdiğimde ise suçu Apple firmasına atıp sıyrıldılar, ben de kös kös gidip bayiden gazete almaya devam ettim.

E-derginin son seçeneği, Apple?ın sunduğu ?Gazete Bayisi? uygulaması. Ancak telif ve vergi anlaşmazlıkları nedeniyle Apple Store?dan henüz Türkçe yayın indiremiyorsunuz. ?Yabancı dilim yeterli? diyor ve zaten yabancı dergileri takip ediyorsanız, sizi kimse tutamaz. Bir de, iMacLove dergisinin Mo-De uygulaması gibi, yayınların kendi programcıkları olduğunu da unutmamak lazım…

Gelelim e-kitap konusuna…

Öncelikle; Türkiye?de e-kitap sektörü henüz emekleme aşamasında. Pek çok yayınevi daha bu teknolojiye geçemedi, bir kısmı ise ?sadece? yeni çıkardıkları kitapların aynı zamanda e-kitap formatını da satışa sunuyorlar, arşive yönelik bir çalışma ise yapmıyorlar. Yine de e-kitap namına şimdiden yüzlerce seçenek var elimizde ve bu sayı gün geçtikçe artıyor…

Fiyatlandırma konusunda kafalar oldukça karışık… Okuyucu -ya da okuyucu adayı- e-kitap fiyatlarına oldukça düz mantık bir hesapla yaklaşarak pahalı olduğunu iddia ediyor. Bu açıdan baktığınızda, fiziki halde 15 TL?ye satılan bir kitabın elektronik versiyonunun 14 TL?ye satılması insafsızlık olarak görülebilir. Haliyle, e-kitapta kâğıt masrafı yok, mürekkep masrafı yok, matbaa parası yok, ciltleme yok, dağıtım yok, nakliye yok, depolama gideri yok, dağıtıcıya, kitapçıya verilen kar marjları yok… Yani -neredeyse- hiç masraf yok… Peki neden basılı formatıyla e-kitap formatı aynı paraya? Burada, konuya farklı bir açıdan bakmak lazım; e-kitap sizin için bir tasarruf seçeneği mi, yoksa bir kolaylık mı? Yani e-kitap formatı sizin için tezgâhın dibinde kalmış, üçüncü sınıf bir ürün mü? Tam aksine ben e-kitabı okuma, taşıma, saklama gibi kolaylıklarından ötürü bir ?nimet? olarak görüyorum ve o kitabın basılı haline de ?zaten? o parayı ödeyeceğim için, fiyatın gözümde bir önemi kalmıyor… Yani eğer ortada fiyata dair bir sorun varsa, o kitap fiyatlarının yüksek olmasıdır, e-kitap formatının ucuz olmaması değil…

Yukarıda da dediğim gibi, e-kitap okumak birçok açıdan kolaylık getiriyor. Bunları sayacağım ama önce cihazlar konusunda bilgilerimi paylaşmak istiyorum;

E-kitap okumak için çeşitli seçenekler var; bunlardan başlıcası ve asıl olanı, e-kitap okuyucu denilen aletler… Temel olarak tablet bilgisayarlara benzeyen bu aletler, e-mürekkep teknolojisi adı verilen bir ekran teknolojisiyle çalışır ve siyah-beyazdır. E-mürekkep (e-ink) teknolojinin temeli, gözü yormaması yani kağıt üzerindeki basılı mürekkeple aynı kontrast, renk, parlaklık değerlerine sahip olması ve çalışmak için minimum güce ihtiyaç duymasıdır. Standart bir e-kitap okuyucu ile bir şarj etmede, yaklaşık 10 Bin sayfa okuyabilirsiniz…

Piyasada e-kitap okuyucu cihazların birçok marka ve modeli mevcut, bunlar çeşitli özellik ve yeteneklere sahipler. Dokunmatik ekran olanları, dahili klavye içerenleri, kablosuz internet bağlantısına sahip olanları, hafızası yükseltilebilenleri, hatta renkli ekran ve işletim sistemi ile aslında bir tablet bilgisayar olanları…

Ben, Reeder2 isimli bir cihaz kullanıyorum, siyah beyaz ekranlı, 7 inç boyutlu ve gayet sade, kullanışlı… Size de tavsiyem, bir e-kitap okuyucu alacaksanız, gereksiz lüks özellik vaatlerine kanıp, boşa para vermemenizdir. E-kitap okuyucu, tablet bilgisayar değildir. Yukarıda saydığım (ekran teknolojisi ve güç tüketimi) sebeplerden ötürü zaten aralarında dağlar kadar fark vardır. Ergonomi bakımından normal bir kitap boyutunda olan, pil ömrü mümkün mertebe en uzun ve arttırılabilir hafızaya sahip bir cihaz fazlasıyla işinizi görecektir. Böyle bir şey için 150-200 TL yeter de artar bile… Dokunmatik ekran, kablosuz internet gibi özellikler, olmasa da olur.

Yine de eğer isterseniz tablet bilgisayarınızdan, akıllı telefonunuzdan, dizüstü bilgisayarınızdan ya da düpedüz masaüstü bilgisayarınızdan da e-kitap okuyabilirsiniz, tamamen size kalmış…

Avantajlarına gelince… Birincisi, taşıma ve bulundurma açısından pratik. Kitap okuyucular hemen hemen bir kitap boyutunda oluyor ve incelikleri açısından çantada ya da elde çok rahat taşınabiliyorlar. İkincisi, okumayı tek elle yaptığınız için daha rahat ediyorsunuz, ekranı sayesinde gözleriniz yorulmuyor, yaşarmıyor, kızarmıyor… Binlerce kitabı tek bir cihaza sığdırabiliyorsunuz ve isterseniz ayraçlar koyup, notlar da alabiliyorsunuz.

E-kitap satın almak için şimdilik iki büyük kaynak var ki, bunlar hali hazırda internetle arası iyi olan kitap kurtlarının zaten aşina olduğu isimler; İdefix ve D&R…

E-kitap konusu açıldığı zaman çoğu kişiden aynı tepkiyi alıyorum; ?kitap kokusu?… Artık tecrübeyle sabit ki, bu tezi öne sürenler, sadece ve sadece bahane ortaya atıyor. Siz e-kitaptan bahsederken ?ama kitap kokusu olmazsa olmaz? diyen bir romantiğe, son ayda kaç kitap okuduğunu ve isimleri sorun, ne demek istediğimi anlayacaksınız…

Son olarak, uyanık bir girişimci ?kitap gibi kokan? bir parfüm piyasaya sürmüş… (http://www.sabitfikir.com/haber/lagerfelddenkitapkokuluparfum) Şimdi benim beklediğim, bir başka uyanığın çıkıp, ?okundukça kitap kokusu yayan e-kitap okuyucuyu? üretmesi…