Yazarlar, diyecektir, diğer insanlardan daha gerçek bir hayat sürerler. Dünyanın güzelliklerinin farkındadırlar, çünkü yakından bakıyor ve anlamaya çalışıyorlardır. Yaşadıklarımızı ve hissettiklerimizi kelimelere dökebilsek de dökemesek de, yazar gözüyle bakarak yaşamak tecrübelerimize zenginlik, yaşam alanlarımıza zenginlik katacaktır.

Virginia Woolf, diyor bütün bunları.

Editörlüğe başladıktan sonra, kimi yirmilerinde kimi ellilerinde onlarca yazar adayının, yayınevine gönderdikleri kitaplarını, bir sıraya sokup, belli aralıklarla düzenli olarak okuyorum. Çoğu zaman, onların yazarken göstermedikleri kadar özeni göstererek okuyorum.  Hayır, işim ya da görevim zaten bu olabilir ama önüme çektiğim her dosyanın asıl sahibini,   yazar gözüyle bakarak yaşama yolculuğuna çıkmış biri olarak düşünür, kendimden bir parça bulurum.  Yazdıklarının ötesinde yazma serüvenlerinin de içine girmeye çalışırım.

Aslında yazma serüvenlerinin içine girmek hiç de keyifli ya da eğlenceli bir iş değildir. Tam tersi hayatın ta kendisi olan sıkıntılı bir süreçtir.  Hedefe ulaşmak için bir sürü engelin olduğu, sabır ve fedakarlık gerektiren,  yol boyunca sürekli hatalar yaptığınız  ve o hataların da bedelini ödediğiniz bir süreçtir.  Ama bu süreci yaşarken, aklınızın bir köşesine yerleştireceğiniz  Virginia Woolf’un tavsiyeleri bir yol haritası verecektir elinize. Belki o zaman bu süreç daha az yıpratıcı olabileceği gibi hatta neşeli bile olabilir.

Çoğunlukla yazarları neşeli insanlar olarak düşünmeyiz. Sürekli düşünen,  kafası karışık ve dalgın insanlar gelir aklımıza.  Ama Danell Jones, diyor ki, Onu (yani Virginia Woolf’u) en iyi tanıyanlar, en çok bitmek bilmeyen neşesini hatırlıyorlardı.

Danell Jones da kim mi?

O,  Shakespeare ile bir şeyler içerken veya Bronte kardeşlerle İngiltere’nin o alabildiğine uzanan alabildiğine yeşil çayırları üzerinde bir öğleden sonra yürüyüş yaparken sohbet etseydi ya da Akıl ve Tutku, Aşk ve Gurur gibi defalarca sinemaya da aktarılan romanların yazarı  Jane Austen’a beş çayına misafir olsaydı, yıllardır hayranlıkla okuduğumuz eserlerini nasıl yazdıklarını anlamak mümkün olur muydu diye merak eden genç bir hoca.

Bizden önce yaşamış ve başarılı olmuş olanlardan çok şey öğrenebileceğine inanan biri.

Böyle çıkıyor yola. Hayalinde bir sınıf kuruyor. Yazma heveslisi öğrencileri yerleştiriyor sandalyelere.  Karşılarına da, çok eğlenceli bir öğretmen olacağını düşündüğü  Virginia Woolf’u çıkarıyor.  Virginia Woolf’un bir çok roman ve hikayesinin yanı sıra arkasında bıraktığı  sayfalar dolusu günlük ve makaleleri tarayıp, “Hey, eğer o yazma dersleri  veriyor olsa, neler söylerdi,”  sorusunun cevabını vermeye çalışıyor.

Ustalıklı oyunları ve sorularıyla, sınıfa eğlenceyi de getirmeyi başarabilen bir öğretmen olarak, yer yer muzip  kimi zaman bilgece yorumlarıyla  Virginia Woolf’un öğrencisi olduğunuzu düşünsenize.

Yıllar önce, Woolf’un, Sussex Üniversitesi’nin satın aldığı ve haftada iki gün ziyaretçilere açık olan evine gittiğimde,  Caburn  tepesi çayırlarına bakan çalışma odasının ona kendi hayal gücü ve içgüdülerinden başka ilham verecek  hiçbir şey sunmadığını görmüştüm.    Zaten o da derslerinde, en başta okumayı tavsiye ediyor. Çok kapsamlı okumak.  Sonra…

Sonrasını, Danell Jones’un kitabından okumanızı tavsiye ederim. Kitabın adı Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri; Yedi Derste Yazma Sanatı.

Ama bir dakika,  tabii ki her yazar uyup uymayacağı kurallara kendi karar vermelidir. Yazarlar, ya öğretmenlerinin izinden gidecek ya da bu yolun dışına çıkacak ya da ikisi arasında bir bölgede devam edecek yazmaya, diyor Jones.

Bu tarafların hangisinde bulunacağınızı bilmiyor musunuz?  Woolf,  içgüdüleriniz size bunu söyleyecek, diyor.

Evet ya içgüdülerinizi dinleyin. O seslere kulak verirken sadece yazın, sayfalar dolusu saçmalayın, aptal olun, Shelley’i taklit edin, içinizden gelen her sese ama her sese kulak verin. Tüm kuralları ihlal edin, dökün devirin, kendi keşfiniz olan olmayan her kelimeyi kullanın, şiirsel bir biçimde, düzyazı bir metinde, ya da elinize geldiği gibi bir çırpıda yazılan anlamsız sözlerle öfkelenin, sevin, alay edin. Ta ki yazmayı öğrenene kadar…

Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri: Yedi Derste Yazma Sanatı

Danell Jones

Timaş Yayınları