Asrın dâhisinin babam olması hiçbir zaman bir işime yaramadı.

Laurent Seksik, baba oğul arasındaki öfkeleri, hüzünleri, söylenmeyenleri dile getiriyor. Babasından ayrı bir çocukluk geçiren Edaurd’ın ruhuna demir atan kaygıların ve korkuların hikâyesini anlatan yazar aynı zamanda o döneme de ışık tutuyor.

Zürih Politeknik Üniversitesinde kesişir yolları Mileva ile Albert Einstein’ın. O yıl okula kabul edilen tek kız öğrenci olan Mileva’nın aksayan ayağını görmez Einstein, O’nun zekâsına, sakinliğine ve büyülü sesine hayran olur.

Mileva babamın cazibesine kapılır. Eğer benzer bir trajedi Marie Curi’nin başına gelseydi, X ışınları olmazdı.

Evlenmeden hamile kalan Mileva hem okulu bırakmak zorunda kalır hem de doğumu hiçbir kütükte kayıtlı olmayacak kızı Liesel’i. Einstein’ın akademik başarılarının arkasındaki güçlü kadın olmakla yetinir; ev hanımı kimliği ile hep onun gölgesinde, onun müşfik sağ eli.

Hatırladığıma göre, ben küçükken bir gün beni ormanın ortasında bırakmıştın ve vahşi bir hayvan beni ağzında taşıyarak eve getirmişti.

Burghölzli’de aynı yaşlarda kesişir yolları baba oğulun; Albert Einstein öğrencilik yıllarında psikoloji dersleri için, oğlu Eduard psikolojik tedavi görmek için. Tıptaki ilk yılında Freud hayranı olan Eduard’ın şizofreni rahatsızlığı başlar. Herkesten uzak odasında annesinden başka ziyaretçisi yoktur Eduard’ın ve Zürih Gölü kıyısında ailecek yürüdükleri çok eski hatıralar.

Einstein oğlunun kâbusları olur daima; mutsuzluğu ve yalnızlığı. Yaşamı boyunca her türlü cesareti gösterir Albert Einstein; Gestapo’ya meydan okur, siyahîleri destekler ve hep ön saflarda yer alır. Bir tek oğlunu görmeye gitmek gücünü aşar ünlü fizikçinin. Oğlu, çözemediği yegâne problem(i)dir. Babası ile tek fotoğraf karesi kalır Eduard’a; 1933 yılında Burghölzli kliğinde son kez yan yana gelen baba oğul buluşması.

Babalar oğulların dünyaya gelme nedenidir. Ama kendilerine hayat vereni babaları yapan, onları insan yapan oğullardır.”

“Stefan Zweig’ın Son Günleri” kitabıyla tanıdığımız yazar Laurent Seksik’in duru ve etkileyici anlatımıyla bir dâhinin yaşamı; terk edilmiş bir oğulun iç sesi.

Sığınaklara! Babam geliyormuş, öyle dediler.

Eduard Einstein Vakası

Laurent Seksik

Çeviri: Sosi Dolanoğlu

Can Yayınları