Kanser hastası olan yazar, düşünce gücüyle hastalığını yok etmeyi başarıyor.  Kitabındaki en ilgimi çeken noktalardan biraz bahsetmek istiyorum.

Kitabın bir bölümünde anne ve babamızın kendi seçimimiz olduğunu söylüyor yazar.

“Cinsiyetimizi, rengimizi, ırkımızı, ülkemizi kendimiz seçiyoruz ve bu yaşamda üstüne çalışmak istediğimiz kalıpları bize yansıtabilecek en uygun anne babayı da biz belirliyoruz. Ama büyüdüğümüzde, işaret parmağımızı onlara yönelterek suçluyoruz -benim böyle olmamın nedeni sizsiniz.- Aslında onları seçen biziz, çünkü aşmamız gereken engeller için onlar mükemmel seçimdi.” demekte Louise Hay. Buyurun cenaze namazına. Ben yıllardır böyle bilmiyordum. Seçme hakkım yoktu hani benim, onlar istediği için ben dünyadaydım.

Ayrıca bazı düşünce kalıplarının vücudumuzda var olan hastalıkların nedeni olduğunu söylüyor ve bunları nasıl olumlu hale getirebileceğimizi.  Evet, oldukça ilginç de nasıl yani? Bir ilaç firmasında 12 yıldır çalışan ben, boşa mı çalışmışım. İnsan düşünerek yarattığı hastalığı yine düşünerek yok edebilir mi? Eyvah işsiz kaldım. Acaba cami önüne mendil mi açsam, hazır mübarek aydayken dedim, inanıp inanmamak arasında yine geldim gittim, gittim geldim ve yaşadığım hastalıkların karşılarındaki cümlelere baktım. Nasıl yani? Bu kadın bir falcı mı yoksa? Benim ne düşündüğümü nasıl bilebiliyor ki? Hem de yıllar önce yazılan bu kitapta, bir de herkese duyurup meydan okuyor.

Okumanızı, hem de hemen, şiddetle tavsiye ediyorum. Her şeyin elimizde olduğunu hatta Ajda’nın deyimiyle “Bu benim dünyam ben yaratıyorum”u nasıl da güzel öğretiyor.

Düşünce Gücüyle Tedavi

Louise L. Hay

Çeviren: Nil Gün

Altın Kitaplar