Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
diziyorlar

Cemal Süreya / Üvercinka

Ne yaşayabiliyoruz ne ölebiliyoruz; bizim de kaderimiz bu, diyorum. Sıkıntısını biraz dindirebilmek umuduyla gevelediğim cümleyi çok beğeniyor. Ne güzel söyledin, diyor. Bunca acıya, zulme ve adaletsizliğe rağmen hala yaşama bir ucundan tutunma çabamızı yalnızca böyle adlandırabiliyorum. Hem kader hem lanet… Dünyayla aramızdaki pamuk ipliği bir türlü kopmuyor. Bunu ölesiye istesek bile… Her gün içimizde günden güne büyüyen bir kambur bize nefes alacak yer bırakmıyor. Ben yaşama isteğim, yaşam direncim zayıf benim, diyordum hep. Mutluluğun bilgisi yok bende, oluşmamış. Buna da izin vermiyorlar ki… Hiçbir umudun yeşermesine… Bir gün hiç tanımadığım bir trans kadın öldürülüyor, ben biraz daha eksiliyorum. Dünya biraz daha eksiliyor. Ertesi gün tahta kutular içinde gözaltında kayıp çocuğunun kemiklerini alan babanın sessizliği benden bir şeyler koparıp götürüyor. Dünya gözümde daha da küçülüyor. Yaşama tutunma çabamız anlamsız kalıyor. Hala yaşadığım/yaşayabildiğim için utanıyorum. Benim cümlelerce tanımlayamadığım bu duyguya Ayfer Tunç’un romanında da rastlıyorum: dünya ağrısı.

Bu ağrıyla yaşamaya çalışan Mürşit ve Madenci’nin öyküsü… Mürşit, genç yaşında ailesinin yükünü sırtlanmış, hiç istemediği halde babasının otelini işletmek zorunda kalmış. Yaşamak istemediği hayatı reddediyor ve içine kapanıyor. Yıllar sonra unutmak istediği geçmişi ile rüyalarında yüzleşiyor. Ağrısı büsbütün artıyor. Yalnızlaşıyor, kabuğuna çekiliyor. Madenci anlıyor onu, bir ortaklık kuruluyor aralarında. Dünya ağrısı… İçleri ağrıyor Maraş’ta öldürülen çocukları hatırlayınca, linç edilen masum bir adamı, babasının tecavüzüne uğrayan bir kadını… Sonra her şey anlamsızlaşıyor. “Hayat kayaç katmanları gibi parçalarına ayrılan, değersiz bir kütledir” diyor Madenci. Dinmeyen ağrılarıyla hala yaşıyorlar. Her gün sabahtan akşama kadar kurşuna dizilerek… Belleklerine kazıdıkları ağrılarını unutmadan… Bize de unutturmadan…

Dünya Ağrısı, işte benim de hissettiğim aynen bu, diyenlerin romanı.

Dünya Ağrısı

Ayfer Tunç

Can Yayınları