İnsanın arkadaşı çoktur da hayatında dostu pek yoktur bana göre. Başı sıkıştığında arayabileceği, daraldığında sığınabileceği birini bulmak dünyanın en meşakkatli işidir. Herkese güvenemezsin, verdiğin değerin karşılığını alamazsın ve neticede yıpranırsın eğer gerçek dost değilse karşındaki kişi. Ama eğer doğru insanı buldunsa dünyanın en zengin insanısındır.

Dostluk Ekmeği de dost olmak üzerine sıcacık bir hikâyeyi anlatıyor. Üç kadının hayat yolculuklarının ortalarında kesişen yollar ve birlikte yaşadıkları sevgi dolu deneyim yaşama sevgisi aşılıyor yüreklere. Karakterlerden biri olan Julia, kız kardeşinin gözetimine bıraktığı oğlunu arı sokması sonucu kaybeden ve sonrasında hayata küsen bir kadın. Kızı ve eşine pek de vakit ayırmıyor, genelde evde ve mutsuz bir hayat sürdürüyor.

Diğer kahramanımız Hannah, ünlü bir çellistken sevdiği adamla evlenip kariyerinden vazgeçiyor. Ancak uğruna kariyerini bıraktığı kocası tarafından aldatıldığını öğrenip hayatına yeniden yön vermeyi çabalıyor.

Son kahramanımız Madeliane ise eşinin ölümü sonrası üvey oğluyla anlaşmazlık yaşayıp yaşadığı yeri terk edip dostluk ekmeği kasabasında yeni bir hayata başlıyor.

Bu üç kadının hayatları Julia’nın kapısının önüne bırakılan dostluk ekmeği hamuru ile bir daha ayrılmamacasına birleşiyor. Üç kadın birbirinin yaralarına merhem olurken tüm kasabada büyük bir değişim yaşanıyor. Çığ gibi büyüyen dostluk ekmeği pişirme akımı küsleri barıştırıp, tüm kasabaya sevgi aşılıyor.

Son dönemin insana pozitiflik aşılayan, okuması kolay, akıcı ve sevgi dolu bir kitap Dostluk Ekmeği, hele de bir dostunuzla eşzamanlı okursanız. Pek zannetmiyorum okumayanın kaldığını ama eğer henüz okumamışsanız ve zihinsel olarak kendinizi kötü hissediyorsanız hemen alıp okuyun diyebilirim.

Dostluk Ekmeği

Darien Gee

Çeviren: Simge Ölmez

Arkadya Yayınları