Virginia’ya ait okuduğum ilk kitap olan Dışa Yolculuk, aynı zamanda yazarın ilk romanıymış. Ruhsal bir çöküntü geçirmesi sebebiyle, kitabın yazım ve yayın aşaması yaklaşık yedi yıl sürmüş.

Kitapla ilgili düşüncelerime geçmeden önce, kısaca yazarın hayatından bahsetmek istiyorum. Virginia, her ikisi de daha önceden evlenmiş olup, dul kaldıktan sonra bir araya gelen anne babasının dördüncü çocuğu olarak 1882’de Londra’da dünyaya gelmiş. Tam adı Adeline Virginia Woolf imiş. On üç yaşındayken annesini kaybeden Virginia, kadınların geri planda kaldığı bir dönemde –Victoria Dönemi’nde- yaşaması sebebiyle okula gönderilmemiş. Bu arada Victoria dönemi, cinselliğin baskı altında tutulduğu, İncil dahil içerisinde cinsellikle ilgili bilgileri barındıran kısımların kitaplardan atıldığı veya yerlerinin değiştirildiği, zorbalıklar, baskılar ve çelişkilerle dolu bir dönemmiş. Bu dönem için İngiltere’nin en muhafazakâr dönemi de deniliyor fakat bu düpedüz gericiliktir. Eğer Victoria dönemi hakkında biraz bilgi sahibiyseniz, Virginia’nın kitaplarında baskın olan feminist düşüncenin sebebini idrak edebilirsiniz.

Virginia’nın ilk kitaplarının kapağını ressam olan ablası tasarlamış. Çocuk yaşlarda abisi tarafından tacize maruz kalmış. Kadınların kendilerini geliştirmesine oldukça önem veren Virginia, kadınlara: “Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın; erkekler ne der diye düşünmeden yazın!..” diye seslenmiş. Manik depresif bozukluğu olan Virginia 22 yaşından itibaren üç kere intihar girişiminde bulunmuş. Ve sonunda ceplerine taş doldurup kendini denize atarak intihar etmiş.

Şimdi gelelim kitap hakkındaki düşüncelerime. Yoğun bir dikkat ve odaklanma gerektiren bir kitap olması sebebiyle, sessiz ve sizi kimsenin rahatsız etmeyeceği bir ortamda okumanızı öneririm. Kitap; annesini küçük yaşta kaybeden, halalarıyla büyüyen Rachel adında genç bir kızın dayısı ve yengesiyle yaptığı gemi yolculuğundan ve gemide tanıştığı Hewett’le aralarında geçen duygusal ilişkiden ibarettir. Öyle birkaç günde bitirilecek bir kitap değil, ben neredeyse bir ayda okudum. İçerisinde betimlemeler oldukça yoğun,  bunun yanında anlatım sadece Rachel üzerinden gerçekleşmiyor. Neredeyse gemide yer alan hemen herkesin düşünce, duygu ve izlenimlerine yer verilmiş. Mesela, yemek yedikleri esnada yenge hanımın iç konuşmalarını okuyorsunuz, sonra bir anda kendinizi Rachel’ın iç konuşmasını okurken buluyorsunuz.

Betimlemelerin çok yoğun ve bazı kısımların gereksiz yere uzatıldığını düşünsem de ilk romanı olduğu için epey başarılı buldum diyebilirim. Okurken hiç sıkılmadım, içerisinde kendime ait birçok özelliği bulduğumdan mıdır nedir bilmiyorum, neredeyse her cümlesini hayranlıkla ve sindire sindire okudum. Sevdiğim kısımları dönüp tekrar okudum. Kahramanların iç dünyalarına derinlemesine değinilmiş. Anlatım ise gayet akıcı ve aynı zamanda şiirsel. Yazarın toplumdaki çarpıklıkları ve sorunları eleştirme üslubu mükemmel.  Eğer durum odaklı kitaplardan ziyade olay odaklı, hareketli kitapları tercih ediyorsanız, muhtemelen okurken sıkılacağınız bir roman. Kadınlarla ilgili tespitleri çok yerinde buldum. Altını çizdiklerim arasında en çok dikkatimi çekenlerden biri de şu cümle:

“Kadınları cahil tutmak kendi amacına zarar veriyor kuşkusuz, anlamaya başladıklarında her şeyi çok ciddiye alıyorlar.”

Virginia Woolf

Dışa Yolculuk

Çeviren: 

Kırmızı Kedi Yayınları